Oktil-Siyanoakrilat ve Fibrin Yapıştırıcıların Ensizyonel Yara İyileşmesi Üzerindeki Etkileri
Cilt 33, Sayı 3
Temmuz 2019 · Sayfalar 131-137
Oktil-Siyanoakrilat ve Fibrin Yapıştırıcıların Ensizyonel Yara İyileşmesi Üzerindeki Etkileri
Effects of Octyl-cyanoacrylate and Fibrin Adhesives on Healing of Incisional Wound
Abdulaziz GÜNDÜZ1, Ali Said DURMUŞ2, Mustafa ÖZKARACA3, Aydın SAĞLIYAN2
2Fırat Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Cerrahi Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE
3Atatürk Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Erzurum, TÜRKİYE
Yapılan bu çalışmada ipek iplik, oktil siyanoakrilat ve fibrin yapıştırıcıların ensizyonel yara iyileşmesi üzerine olan etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada 36 adet dişi Wistar albino rat kullanıldı. Ratlar rastgele 3 ana gruba ayrıldı (n=12). Genel anestezi altında ratların sırt bölgesinde, bel omurları çizgisinin her iki yanında, iki adet 3 cm uzunluğunda, birbirine paralel, longitudinal tam katlı ensizyonel deri yaraları oluşturuldu. Aynı işlemler bütün ratlarda gerçekleştirilerek, her ratta 2 adet olmak üzere toplam 72 adet ensizyonel deri yarası elde edildi. Birinci gruptaki ratlardaki deri ensizyonları 3/0 ipek iplikle basit ayrı dikiş uygulanarak kapatıldı. İkinci gruptaki ratlarda oluşturulan deri ensizyonları fibrin yapıştırıcı (FA), üçüncü gruptaki ratlarda oluşturulan deri ensizyonları ise oktil-siyanoakrilat (OSA) ile kapatıldı. Operasyondan sonra 3, 7, 14 ve 21. günlerde her gruptan 3’er adet rat ötenazi edilerek ve yara bölgelerinden sağlam deri kısımlarını da içeren deri örnekleri (her bir gruptan 6’şar adet) alındı. Alınan deri örnekleri iki parçaya ayrılarak bir parçası histolojik muayeneler için, diğer parçası ise yara gerilim direncinin ölçülmesi için kullanıldı. Yara kopma kuvvetlerinin ölçümleri sonucunda elde edilen veriler sadece 7. günde FA grubunda anlamlı bir artış olduğunu gösterdi (P<0.01). Histolojik bulgular ensizyonel yaraların iyileşmesinde en iyi sonucun OSA uygulanan grupta elde edildiğini gösterdi. Sonuç olarak, ensizyonel deri yaralarının kapatılmasında OSA doku yapıştırıcısının güvenli bir şekilde kullanılabileceği kanısına varıldı.
The aim of this study was to compare the effects of silk thread, octyl-cyanoacrylate and fibrin adhesives on healing of incisional wound. Thirty-six female Wistar albino rats were used in the study. The rats were randomly divided into 3 main groups (n=12). Under general anesthesia, 3 cm long longitudinal wounds were formed on the back of the rats, on the two sides of the lumbar vertebrae. The same procedure was performed in all rats and a total of 72 incisional skin wounds were obtained. The skin incisions in the rats in the first group were closed with a simple interrupted suture with 3/0 silk thread. The skin incisions in the second group of rats were closed with fibrin glue (FA) and the skin incisions in the third group were closed with octyl-cyanoacrylate (OCA). On the 3rd, 7th, 14th and 21st days after the operation, 3 rats from each group were euthanized and skin samples (6 pieces of each group) were taken from the wound areas including intact skin sections. Skin samples were divided into two parts, one part was used for histological examinations and the other part was used to measure wound tension resistance. The data obtained from the measurements of wound breaking strength showed that a significant increase in FA group only on day 7 (P<0.01). Histological findings showed that the best result in healing of incisional wounds was obtained in OCA treated group. As a result, OCA tissue glue can be used safely in closure of incisional skin wounds.
Giriş
Yaraların yeterli ve uygun bir biçimde kapatılmasında farklı materyaller kullanılmıştır. Yaraların dikilerek kapatılması en sık kullanılan yöntemdir. İpek iplik deri yaralarının dikilmesinde en yaygın olarak kullanılan bir materyaldir. İpek iplik yumuşaktır, kullanım ve bağlama kolaylığına sahip olup düğüm emniyeti için çok az düğüm gerektirir [1]. Yüksek kapillarite özelliğe sahip olduğundan enfeksiyona eğilimli yerlerde kullanılmamalıdır [2].Dikiş ipliklerinin sahip oldukları dezavantajları nedeniyle birçok doku yapıştırıcısı geliştirilmiştir. Bunlar içerisinde en sık kullanılan doku yapıştırıcıları fibrin yapıştırıcılar, siyanoakrilat ve türevleridir [3,4].
Cerrahide birçok alanda kullanılan fibrin yapıştırıcılar (FA) doğal hemostatik ajanlar olarak bilinirler [5]. Karaciğer ve dalak gibi dikilmesi zor organlarda, ulaşımı güç bölgelerde hemostaz ve sekresyon durdurmada, parankimatöz kanamalarda, koagülasyon defektlerinde, hemofilik hastalarda fibrin doku yapıştırıları yaygın olarak kullanılmaktadır [6,7].
Siyanoakrilat (SA)’lar ensizyonel deri yaralarının kapatılması, göğüs, kalp damar cerrahisi, ensizyonel mukoza yaralarının kapatılması, açık yara tedavileri, kanamanın kontrol edilmesi, gastroenteroloji, oftalmoloji, nöroşirurji, ortopedi, plastik cerrahisi, deri greftleri fikzasyonu, üriner sistem cerrahisinde kullanım alanı bulmaktadır. SA doku yapıştırıcıları kolay hazırlanır, tensil gücü yeterlidir, dokuları hızlı bir şekilde yapıştırabilme özelliği vardır, biyolojik olarak yıkımlanabilirler ve bakteriyostatik özellikleri mevcuttur. SA’lar dokuya uygulandığında, polimerazyon sırasında ortaya çıkan ısı dokularda nekrozlara yol açar [4,8,9]. En iyi tolere edilen SA’lar oktil, heptil, heksil, butil ve isobutil-2-siyanoakrilat türevleridir [10].
Yapılan bu çalışmada ratlarda ensizyonel deri yaralarının güvenle kapatılması, iyileşme durumu ve gerilme direncinin karşılaştırılması amacıyla kullanılacak ipek iplik, FA ve oktil- siyanoakrilat (OSA) kullanımlarının araştırılması ve karşılaştırmalarının yapılması hedeflenmiştir. Elde edilen sonuçlar kedi, köpek, at ve sığır gibi hayvanların postoperatif deri yaralarının kapatılması için referans oluşturabilecektir.
Gereç ve Yöntem
Bu çalışma Fırat Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmıştır (05.05.2017 tarih, Protokol No: 2017/60, Karar No: 114). Çalışma Fırat Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (FÜBAP) Koordinasyon Birimi tarafından desteklenmiştir (Proje No: VF.18.04).Çalışmada toplam 36 adet 2-3 aylık (250-300 g), dişi, Wistar albino rat kullanıldı. Ratlar rastgele ve her grupta 12 adet rat olacak şekilde 3 ana gruba ayrıldı.
Anestezi için 6 mg/kg dozunda ksilazin hidroklorur (Rompun, Bayer 23.32 mg/mL) ve 85 mg/kg dozunda ketamin hidroklorur (Ketalar, Parke-Davis, 50 mg/mL) kas içi enjekte edildi. Ratların sırt bölgesi tıraş edilip %10’luk povidon iodin ile silindikten sonra bel omurları çizgisinin her iki yanında ve aralarında 2.5 cm mesafe olacak şekilde, iki adet 3 cm uzunluğunda, birbirine paralel, longitudinal tam katlı ensizyonel deri yaraları oluşturuldu. Aynı işlemler bütün ratlarda gerçekleştirilerek, her ratta 2 adet olmak üzere toplam 72 adet ensizyonel deri yarası elde edildi. Tüm ensizyonel yaraların deri altı bağ dokusu 3/0 krome katgüt iplik ile basit sürekli dikiş tekniği ile kapatıldı. Birinci gruptaki ratlardaki deri ensizyonları 3/0 ipek iplikle basit ayrı dikiş uygulanarak kapatıldı. İkinci gruptaki ratlarda oluşturulan deri ensizyonları FA (Tisseel Lyo 4 mL, Baxter, Avusturya) kullanılarak kapatıldı. Üçüncü gruptaki ratlarda oluşturulan deri ensizyonları ise yara dudakları forseps veya parmaklarla karşı karşıya getirildikten sonra OSA (Dermabond®, Ethicon, USA) ensizyon hattı boyunca uygulandı ve yapıştırıcının polimerizasyonu için yara dudakları parmaklarla veya forseps ile tutuldu. İlk polimerizasyondan sonra yapıştırıcı bir kez daha ensizyon hattı boyunca ince bir tabaka şeklinde uygulandı.
Postoperatif izleme süresinde yara dudaklarındaki yangısal değişiklikler, enfeksiyon şekillenmesi ve yara açılması gibi komplikasyonların yanı sıra skar oluşumu değerlendirilerek kayıt altına alındı. Operasyondan sonra 3, 7, 14 ve 21. günlerde her gruptan 3’er adet rat ötenazi edilerek yara bölgelerinden sağlam deri kısımlarını da içeren deri örnekleri (her bir gruptan 6’şar adet) alındı. Alınan deri örnekleri ortadan iki parçaya ayrılarak bir parçası yara gerilim direncinin ölçülmesi için, diğer parçası ise histolojik muayeneler için kullanıldı.
Operasyon sonrası ratların klinik muayeneleri günlük olarak gerçekleştirildi. Bu muayenelerde yaraların durumu ve enfeksiyon olup olmadığı gibi durumlar kontrol edildi.
Postoperatif 3, 7, 14 ve 21. günlerde kontrol ve çalışma grubu yaralarının gerilim dirençleri, numuneler alınır alınmaz mekanik tansiyometre ile ölçüldü. Yara gerilim direnci ölçümü için deri numunesi yaklaşık 10 mm eninde kesilerek bir ucu sabit mengeneye diğer ucu ise bir klempe sıkıca tutturuldu. Sabit olmayan klempin altına bir pet şişe bağlanarak ve daha sonra serum şişesinden serum seti ile pet şişeye yara dudakları tamamen ayrılıncaya kadar saniyede yaklaşık 5 mL su verildi. Ardından kopan deri numunesine klemp ve pet şişe tartılarak yaranın gerilim direnci [Yara Gerilim Direnci = Yara dudaklarını ayırmak için harcanan kuvvet (g) / (Deri numunesinin) Kalınlığı (mm) × Genişliği (mm)] hesaplandı.
Histolojik muayeneler için alınan deri örnekleri %10’ luk nötral formalinde tespit edildi. Yıkama işleminden sonra rutin alkol-ksilol serilerinden geçirilen dokular parafin bloklara gömüldü. Bloklardan 5 μ kalınlığında kesitler alınarak Hematoksilen-Eosin ile boyandı. Değerlendirmede; her örneğin ışık mikroskobunda ×20’lik büyütmedeki rastgele üç alanındaki epitelizasyon, granulasyon dokusu oluşumu ve yangısal hücre infiltrasyonu semikantitatif olarak yok (-), hafif (+), orta (++) ve şiddetli (+++) olarak değerlendirildi.
Çalışmada kullanılacak toplam hayvan sayısı (N=36) G*Power programı (Version 3.1.9.3) kullanılarak güç analizi ile belirlendi [11,12]. Verilerin değerlendirilmesinde SPPS istatistik paket programı (IBM SPSS Versiyon 22.0) kullanıldı [13]. Çalışmada, veriler için parametrik testlerin ön şartlarından normallik varsayımına uygunluk “Shapiro-Wilk” testi ile kontrol edilerek nonparametrik testler kullanıldır. Normallik varsayımı sağlanamayan grupların varyans analizi için “Kruskall Wallis” testi ile değerlendirilip Bonferroni düzeltmesi yapıldı. Grupların ikili karşılaştırılmaları ise “Mann Whitney U” testi ile değerlendirildi. Veriler gruplar için ortalama ve standart hata olarak sunuldu. İstatistiksel anlamlılık için P<0.05 değeri önemli olarak kabul edildi.
Bulgular
Tüm ratlar anesteziden komplikasyonsuz bir şekilde uyandılar. Bu çalışmada herhangi bir enfeksiyon, ensizyon hattının açılması ve mortalite gözlenmedi. Ensizyon yaralarının kapatılmasında OSA uygulamasının dikiş ve FA uygulamalarına göre daha hızlı olarak gerçekleştirildiği belirlendi. Dikiş uygulaması ile FA uygulama zorluğu bakımından birbiri ile benzerdi. Yaralar ile ilgili makroskopik görüntüler Şekil 1’de verilmiştir.

Kontrol ve tedavi grupları için 3, 7, 14 ve 21. günlerde yapılan kopma testi sonuçları Tablo 1’de verilmiştir. Yapılan bu çalışmada yara kopma kuvveti ölçümlerinde sadece 7. günde FA grubunda anlamlı bir artış mevcuttu (P<0.01). 3, 14 ve 21. günlerde gruplar arasında herhangi bir anlamlı farklılık gözlenmedi.

Histolojik bulgularda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (Tablo 2, P<0.05). 3. günde epitelizasyon ve granulasyon dokusu oluşumunun OSA grubunda en fazla olduğu belirlendi. Yangısal hücre infiltrasyonunun ise OSA grubunda diğer gruplara göre az olduğu belirlendi. 7. günde gruplar arasında granulasyon doku oluşumu açısından istatistiksel olarak bir fark bulunamazken, epitelizasyonun en fazla OSA grubunda, yine yangısal hücre infiltrasyonlarının da en az bu grupta şekillendiği tespit edildi (Şekil 2, Tablo 2, P<0.05).


14. günde epitelizasyonun OSA grubunda daha ileri düzeyde olduğu, yangısal hücre infiltrasyonunun ise OSA grubunda en az olduğu belirlendi. Granulasyon dokusu oluşumu açısından ise anlamlı bir fark görülmedi (Tablo 2, P<0.05). Çalışmanın sonunda 21. günde ise gruplar arasında epitelizasyon yönünden bir fark tespit edilemezken, granulasyon dokusu oluşumunun FA ve OSA grubunda ileri seviyede olduğu görüldü. Yangısal hücre infiltrasyonunun ise en şiddetli kontrol grubunda olduğu, en az ise OSA grubunda olduğu belirlendi (Tablo 2, P<0.05, Şekil 3).

Tartışma
Yara iyileşmesi üzerinde tedavi yöntemleri ile ilgili çalışmalar halen devam etmektedir [14-16]. Deri yaralarında iyileşmenin enfekte olmadan, kısa sürede, skarsız ve düzgün bir iyileşme ile sonuçlanması beklenilen bir durumdur [16-18]. Yapılan bu çalışmada ratlarda ensizyonel deri yaralarında klasik olarak kullanılmakta olan ipek iplik, FA ve OSA kullanımlarının karşılaştırmalı değerlendirmelerinin yapılması amaçlanmıştır.Bazı araştırmacılar [19-23], OSA doku yapıştırıcısının çabuk ve kolay uygulandığını, operasyon süresini kısalttığını, kanamayı ve yaranın kontamine olmasını önlediğini ayrıca yara iyileşmesini hızlandırıcı etkilerinin bulunduğunu bildirmektedirler. Bu özellikleri nedeniyle dikişlere alternatif bir uygulama olabileceği rapor edilmektedir [24,25].
Sunulan bu çalışmada ensizyon yaralarının kapatılmasında OSA uygulamasının dikiş ve FA uygulamalarına göre daha hızlı ve kolay olarak gerçekleştiği belirlendi. Dikiş uygulaması ile FA uygulama zorluğu bakımından birbiri ile benzerdi. Elde edilen bu veriler bazı çalışmalarla [24,25] uyumluluk göstermektedir. Bu çalışmada bazı araştırmacıların [25-28] bildirdiklerine benzer şekilde OSA’nın yaraya uygulanmasından sonraki 30-40 saniyede katılaştığı ve yara dudaklarını bir arada tuttuğu saptandı. FA grubunda ise bu sürenin daha uzun olduğu gözlendi.
Bulundukları dokulara dayanıklılık kazandıran kollajen liflerin morfolojik açıdan kalın ve dalgalı yapıya sahip olması fonksiyonel olarak daha etkili olmalarını sağlar [29]. Yara kopma direncinin ölçülmesiyle ensizyon yaralarının rejenerasyon hızı ve kalitesi ölçülebilmektedir [30]. Yara iyileşmesinin yangısal evresinde ilk 4-5. günde yara düşük gerilme kuvvetine sahiptir. Yara direnci proliferasyon evresinde kollajen birikimi ile ikinci haftanın sonunda ise kollajen birikiminden bağımsız olarak artmaktadır [25,31].
Yaralarda kopma kuvveti üzerinde ipek iplik ve doku yapıştırıcısının karşılaştırmalarının yapıldığı bir çalışmada [25] 7, 14 ve 21. günlerde gruplar arasında istatistiksel olarak fark olmadığı bildirilmiştir.
Fibroblastlar yumuşak doku hasarının iyileşmesinde kollajeni oluşturarak yara direncini sağlarlar [15,32,33]. Kollajen fibrilleri arasındaki moleküller içi ve arası bağların, yaranın gerilim kuvvetine ve sağlamlığına etki edeceği rapor edilmiştir [34]. Yara yerinde depolanan kollajen ve subdermal kollajen fiberlerinin reorganizasyonunu değerlendirmede kopma kuvvetinin kullanılabileceği, yarada kollajen birikimi olsa bile kollajenin yanlış reorganize olabilmesi sonucunda yarada kopma kuvvetinin düşük olarak gerçekleşmesine sebep olabileceği bildirilmektedir [35-37]. Yara iyileşmesinin başlangıcında kollajen sentezi gerilme kuvvetini sağlarken, daha sonra kollajenin matürasyonu ve kollajen lifleri arasındaki bağlar yara direncinin oluşumuna öncelik kazandırır [38]. Yara iyileşmesinde inflamasyon ve proliferatif fazların tamamlandığı ve olgunlaşma fazının başlangıç günleri olarak kabul edilen 21. günün, yara gerilim kuvveti değerlendirmek için en uygun gün olduğu rapor edilmiştir [34].
Yapılan bu çalışmada yara kopma kuvveti ölçümleri 3, 7, 14 ve 21. günlerde gerçekleştirildi. Bununla birlikte elde edilen bulgular sadece 7. günde FA grubunda istatistiksel olarak anlamlı bir artışın bulunduğunu gösterdi (P<0.01) (Tablo 1). Çalışmanın 3, 14 ve 21. günlerinde Karasu [25]’nun bildirdiği ile uyumlu bir şekilde gruplar arasında herhangi bir anlamlı farklılık gözlenmedi.
Tavşanlarda yara iyileşmesi ile ilgili yapılan deneysel bir çalışmada [25] OSA uygulanan grupta ipek iplik ile dikiş uygulanan gruba göre operasyondan sonraki 3. ve 7. günlerde daha az yangısal reaksiyon şekillendiği, 14. ve 21. günlerde ise kollajen yapının daha az gözlendiği rapor edilmiştir.
Yara iyileşmesinde ticari siyanoakrilat bazlı ürünler ile tıbbi siyanokarilat bazlı doku yapıştırıcılarının karşılaştırıldığı bir çalışmada [39] tıbbi olmayan siyanoakrilat bazlı ürünler ile yapılan yara onarımının histopatolojik incelemesinde 7. günde epitelizasyonun daha fazla oranda kesikli olduğu; inflamasyon, fibrozis, bağ doku açılması ve yabancı cisim reaksiyonunun 7 ve 21. günlerde tıbbi siyanoakrilat bazlı doku yapıştırıcılarına göre daha kötü olduğu bildirilmiştir.
Yapılan bu çalışmada histolojik muayenelerde 3, 7 ve 14. günlerde epitelizasyonun en kötü kontrol (ipek iplik) grubunda, en iyi OSA grubunda olduğu gözlenmiştir (P<0.05). Bununla birlikte 21. günde gruplar arasında herhangi bir farklılık gözlenmemiştir (Tablo 2). Bulgular erken dönemde FA ve özellikle OSA kullanımının epitelizasyon üzerine olumlu etkilerini göstermektedir (Şekil 2 ve 3).
Granulasyon dokusu oluşumu değerlendirildiğinde 3. günde OSA grubunun en iyi olduğu belirlendi (P<0.05). Gruplar arasında 7 ve 14. günlerde herhangi bir anlamlı farklılık bulunmazken, 21. günde granulasyon dokusu oluşumu en kötü olarak kontrol grubunda gözlendi (P<0.05). Sunulan bu çalışmada granulasyon dokusu oluşumunda OSA’nın olumlu etkisi görülmektedir (Tablo 2, Şekil 2 ve 3).
Yangısal hücre infiltrasyonunun 3, 7 ve 14. günlerde OSA grubunda en az olduğu (P<0.05), kontrol ve FA grupları arasında ise anlamlı bir farklılık gözlenmediği belirlendi. Bununla birlikte 21. günde OSA grubunda en az iken kontrol grubunda en şiddetli olduğu saptandı. Yapılan bu çalışmada elde edilen bulgular OSA’nın yangısal hücre infiltrasyonunu 3, 7 ve 14. günlerde belirgin şekilde azalttığını ve yara iyileşmesi bakımından OSA kullanımının avantajlı olduğunu göstermektedir (Tablo
Sonuç olarak, elde edilen bulgular ensizyonel deri yaralarında iyileşmenin hızlandırılması, zaman ve ekonomik kayıpların minimuma indirilebilmesi amacıyla OSA doku yapıştırıcısının klasik yöntem olan dikiş uygulaması kadar güvenli bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada elde edilen verilerin klinik pratiğe katkı sunacağı, bununla birlikte ensizyonel yaraların kapatılmasında kullanılan materyallerle ilgili daha uzun süreli çalışmaların yapılması ile bu materyallerin yara iyileşmesine olan katkılarının daha iyi anlaşılabileceği düşünülmektedir.
References
- KLİNİK VE DENEYSEL ÇALIŞMALARDA LOKAL DİPHENYLHYDANTOİN' İN YARA İYİLEŞMESİ ÜZERİNE ETKİSİ
- Tavşanlarda Tam Kalınlıkta Deri Yaralarında Propolis ve Silver Sulfadiazine'in Yara İyileşmesi Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması
- Tavşanlarda Karaciğer Cerrahisinde Fibrin Yapıştırıcı Kullanımı: Deneysel Çalışma
- Tavşanlarda Biberiye (Rosemarinus officinalis) Ekstraktının Yara İyileşmesi Üzerine Etkileri
- Diyabet, Yara İyileşmesi ve Sperm Kalitesi Üzerine Akupunkturun Önemi