Hidroksiapatit Esaslı Biyoseramik Malzemelerin İn vitro ve İn vivo Biyouyumluluklarının Belirlenmesi
Cilt 35, Sayı 1
Ocak 2021 · Sayfalar 001-006
Hidroksiapatit Esaslı Biyoseramik Malzemelerin İn vitro ve İn vivo Biyouyumluluklarının Belirlenmesi
Determination of In vitro and In vivo Biocompability of Hydroxyapatite Based Bioceramic Materials
Mustafa KÖM1, Okan ERKMEN2, Eren POLAT1, Ömer KAYGILI3, Yesari ERÖKSÜZ4
2Tarım ve Orman Bakanlığı, Elazığ İl Müdürlüğü, Elazığ, TÜRKİYE
3Fırat Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü, Elazığ, TÜRKİYE
4Fırat Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE
Büyük kemik defektleri kendiliğinden iyileşmesi mümkün olmayıp greftlenmesi gerekir. Bu çalışmada tarafımızdan üretilen hidroksiapatit (HAp) esaslı biyoseramik malzemelerin in vitro ve in vivo biyouyumlulukların belirlenmesi amaçlandı.
İn vivo deneyleri için her grupta 7 hayvan olacak şekilde 3 gruba ayrılan 42 adet Spraque Dawley ratları kullanıldı. Ratların genel anestezi altında proksimal tibianın medial bölgesinde ikişer adet 2 mm’lik drille kemik defekti oluşturuldu. Oluşturulan defektlere 1. gruptaki olgulara kontrol grubu, 2. gruptaki olgulara ise tarafımızca üretilen alternatif HAp kemik greftleri ile dolduruldu. Üçüncü gruptaki olgulara da ticari hidroksapatit greftleri dolduruldu. Daha sonra operasyon bölgesi rutin cerrahi kurallara uygun olarak kapatıldı. Bütün ratlar postoperatif 14. ve 28. günlerde sakrifiye edildi. Histopatolojik değerlendirmelerde üretilen HAp impalantın kemikleşme sürecinde olduğu gözlendi.
Sonuç olarak, üretilen HAp kemik grefti olarak kullanılabilirliği uzun süreli ve detaylı araştırmalar ile ortaya konulması yararlı olacağı kanısına varıldı.
The reconstruction of large bone defects can not self-repair and needs bone grafts. It was aimed at investigating in vitro and in vivo biocompability of hydroxyapatite (HAp) based bioceramic materials that we produced.
In this study, 42 Spraq dawley rats were used for in vivo study. Rats divided into 3 groups equally. After general anesthesia, rats were drilled 2 defect of 2 mm on the upper poximal metaphysis of tibia. In the first group bone defect were left to heal by themselves without using any material. Bone defect were reconstructed with HAp material in the second group. Third group were filled with commercial HAp. Operation wounds were closed using routine surgery. The rats were sacrificed at the postoperative of 14th or 28th days. Histopathologicaly, It was observed that the HAp produced was in the ossicification process.
As a result, we need long term and more detailed examinations for evaluation of hydroxyapatite based bioceramic materials.
Giriş
Kemik defektleri iskelet sistemi cerrahisinin en önemli problemlerinden biridir. Konjenital anomaliler, travma, tümör rezeksiyonları, enfeksiyonlar ve kırıklar kemik defektlerinin nedenleri arasında sayılmaktadır. Konjenital ve edinsel kemik defektlerinin tamirinde, kemik grefti uygulamaları sıklıkla başvurulan yöntemlerden biridir. Kemik grefti uygulamalarında en iyi sonuçlar otojen kemik greftleri ile elde edilir [1-6].Günümüzde, kemik defektlerinin onarımında, otojen kemik greftleri altın kuraldır. Ancak ikinci operasyona ihtiyaç duyulması, operasyon süresini ve travmanın artması, morbidite ve greft miktarının sınırlı olması gibi dezavantajları mevcuttur. Otojen kemik greftleri, kan kaybının artması, enfeksiyon, hastanın normal yaşama geç dönmesi ve hastanede kalış süresinin uzaması gibi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle kemik yerine geçebilecek maddelerin kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Doğal ve sentetik hidroksiapatitler, trikalsiyum fosfat, kollajen, seramikleri, demineralize kemik matriksleri, polimerler, allojenik veya ksenojenik implantlar gibi kemik yerine geçebilen materyaller oldukça sık olarak kullanılmaktadır. Kullanıma girmiş, farklı köken ve yapılara sahip birçok implant materyali mevcut olmasına rağmen her bir materyalin kendine özgü avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Günümüzde ideal kemik grefti materyalleri konusundaki çalışmalar devam etmektedir [6-12].
Gereç ve Yöntem
Çalışmaya Fırat Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu’nun 26.03.2014 tarihli (2014/8 toplantı sayısı ve 79 numaralı karar) toplantısında alınan etik kurul onayı ile başlandı.Bu çalışmada, başlangıçta HAp üretimi ve katkılanması için gerekli olan kimyasal sarf malzemeleri ve makine teçhizatları temin edildi. Daha sonraki süreçte malzemelerin sentezi, karakterizasyonu, in vitro ve in vivo biyouyumluluklarının belirlenmesi sağlandı.
Biyomalzemelerin Sentezi: Hidroksiapatit (HAp) numunelerinin sentezlerinde kalsiyum nitrat tetrahidrat (Ca(NO3)2.4H2O, Sigma-Aldrich), diamonyum hidrojen fosfat ((NH4)2HPO4, Sigma-Aldrich) ve fosfor pentoksit (P2O5, Merck) kimyasalları kullanıldı.
Çözücü olarak saf su kullanılan HAp’in sentezi şu şekildedir: 100 mL’lik 50 mmol Ca(NO3)2.4H2O çözeltisinin içerisine 100 mL’lik 30 mmol (NH4)2HPO4 çözeltisi damla damla ilave edilerek, yeni bir çözelti elde edildi. Bu çözelti, bir manyetik karıştırıcı yardımıyla 80°C’de 3 saat karıştırıldı. Elde edilen karışım, 130°C’deki etüv içerisinde 24 saat kurutuldu. Kurutulan numune, porselen kroze içine dökülerek kül fırınında 900°C’de 3 saat kalsine (ifade doğru mu, yoksa kalsifiye mi) edildi ve beyaz renkte HAp tozu elde edildi.
Çözücü olarak etil alkol (C2H5OH) kullanılan HAp’in sentezi şu şekildedir: 100 mL’lik 50 mmol Ca(NO3)2.4H2O çözeltisinin içerisine 100 mL’lik 15 mmol P2O5 çözeltisi damla damla ilave edilerek, yeni bir çözelti elde edildi. Daha sonra, yukarıda belirtilen prosedürün aynısı takip edilmek suretiyle diğer bir HAp numunesi üretildi.
Karakterizasyon İşlemleri
In vitro Biyouyumluluk Testi: Biyomalzemelerin in vitro biyouyumluluğu yapay vücut sıvısında (SBF) belirlendi. Bunun için Kokubo metoduna göre SBF çözeltisi hazırlanarak, 36.5 °C’deki etüvde bu çözelti içinde numuneler 28 gün bekletildi. 14. ve 28. günlerde bu çözeltiden çıkarılan biyomalzemelerin yapay vücut sıvısında maruz kaldıkları fiziksel ve kimyasal değişiklikler yukarıda adı geçen karakterizasyon işlemleri tekrarlanarak kontrol edildi.
In vivo Biyouyumluluk Testi
Bu çalışmada 42 adet Spraque Dawley ratlar kullanıldı. Ratlar rastgele eşit üç gruba ayrıldı. Ratlara operasyon öncesi 10 mg/kg dozunda xylazine hydrochloride (Rompun® 23.32 mg/mL, Bayer, İstanbul) ve 40 mg/kg ketamine hydrochloride (Ketasol® 10 mL, İnterhas, Ankara) intramusküler yolla verilerek anesteziye alındı. Operasyon bölgesinin tıraş ve dezenfeksiyonu yapıldıktan sonra, ratların sol tibia bölgesi genel cerrahi kurallarına uygun olarak ortaya çıkarıldı. Ratların sol bacaklarının proksimal tibiasının medial bölgesinde 2.0 mm’lik drille ikişer adet kemik defekti oluşturuldu (Şekil 1a). Birinci gruptaki olgularda oluşturulan defektlere herhangi bir kemik grefti doldurulmadı ve kontrol grubu olarak değerlendirildi. İkinci gruptaki olgularda ise oluşturulan defektlere tarafımızca üretilen alternatif kemik greftleri ile dolduruldu (Şekil 1b). Üçüncü gruptaki olgularda oluşturulan defektlere ise ticari hidroksapatit (0.3-0.6 mm 1 g Idrossilappatite AT®, Monous Padova) greftleri ile dolduruldu. Daha sonra operasyon bölgesi rutin cerrahi kurallara uygun olarak kapatılarak, ratların sol bacakları pansumanla korundu.
Postoperatif Bakım: Ratlara postoperatif olarak oluşabilecek enfeksiyonlara karşı 5 gün boyunca subkutan yolla antibiyotik (Baytril K, 2x1) uygulaması yapıldı. Ağrı kontrolüne yönelik ise subcutan yolla 0.07 μg/kg dozunda fentanil sitrat (Fentanil 0.07 μg/kg, 2x1) uygulandı. Ratlar 28 gün boyunca standart kafeslerde, standart yemler kullanılarak ad-libitum olarak beslendi.
Ötenazi: Her üç gruptaki ratların yedişer tanesi postoperatif 14. günde, diğer yedişer tanesi ise postoperatif 28. günde CO2 solutarak ötenazi edildi. Alınan kemik dokusu örneklerinin incelenmesi amacıyla Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı‘na gönderildi. Dokuların histopatolojik değerlendirilmeleri yapıldı.
Patolojik Değerlendirmeler: Kemik örneklerinde oluşturulan defekt alanı çini mürekkebiyle işaretlendikten sonra %10 tamponlu formalin çözeltisinde tespit edilerek, %10 dekalsifikasyon çözeltisinde (Cal-Ex, Fischer Scientific, ABD) dekalsifiye edildi. Doku örnekleri rutin işlemlerden geçirilip parafin bloklar hazırlandı. Hazırlanan bloklardan elde edilen 5 mm kalınlığındaki kesitler hematoksilen-eozin ile boyandı (H&E). Defekt sahasında fibroblastlar, kıkırdak hücreleri ve kemik hücreleri gibi yeni oluşan dokular, ışık mikroskopu altında hücre tiplerine göre değerlendirildi.
Biyomalzeme implantı olarak uygulanan kemik
dokuları alınarak %10’luk formaldehit çözeltisinde 24
saat bekletildi. Kemik dokusu nitrik asit ile yapılan
dekalsifikasyon işleminden sonra parafin bloklarına
gömüldü. Dokuların 3-5 μm kalınlığında kesitleri
alınmasından sonra, H&E ile boyanarak gruplar
hakkında bilgisi olmayan bir patolog tarafından
değerlendirildi. Biyomalzeme ile kemik dokusu
arasındaki reaksiyonların varlığı, zaman içerisinde kemik
dokusuna dönüşümü ve osteoblastik aktiviteleri
değerlendirme kriterleri olarak kabul edildi.
Ratların postoperatif dönemde anesteziden
kaynaklı hiçbir komplikasyonla karşılaşmadan uyanıp
normal fonksiyonlarına döndükleri görüldü. Postoperatif
dönem ve çalışma boyunca yapılan kontrollerde
herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmayan deneklerin
dikişleri 10. günde alındı.
Makroskobik Bulgular: Yapılan makroskobik
incelemelerde, ratların tibia kemikleri üzerinde defekt
oluşturulan bölgelerinde iyileşme sürecinin normal
olduğu tespit edildi. Oluşturulan defektlerin sınırlarının
belli olduğu ve yerleştirilmiş implantların ise orijinal
kalınlığında olduğu tespit edildi.
Histopatolojik Bulgular
Deney grubunun 14. gününde yapılan histopatolojik
incelemeler sonucunda; belirgin kıkırdak dokusu ile
etrafında yeni oluşan kemik dokusu tespit edildi. (Şekil
2b).
Ticari hidroksiapatit greftlerin kullanıldığı gruptaki
ratların 14. günde yapılan histopatolojik incelemeleri
sonucunda; kıkırdak dokusu ve bağ dokusu ile yer yer
kemik dokusu alanları tespit edildi (Şekil 2c).
Yirmisekiz Günlük Grupların Histopatolojik
Bulguları: Kontrol grubunun 28. gününde yapılan
histopatolojik incelemelerde lameller kemikle çevrili yeni
oluşan kemik dokusu alanları görüldü (Şekil 3a).
Deney grubunun 28. gününde yapılan histopatolojik
incelemelerde, kemik dokusu ve yer yer bağ dokusu
alanlarının görüldüğü tespit edildi (Şekil 3b).
Ticari hidroksiapatit greft uygulanan gruptaki
ratların 28. günde yapılan histopatolojik incelemelerinde
belirgin kemik dokusu trabeküler alanların olduğu tespit
edildi (Şekil 3c).
XRD Sonuçları: Alkolün çözücü madde olarak
kullanılması sonucu üretilen numune (AHAp) ile saf
suyun çözücü madde olarak kullanılması sonucu
sentezlenen numune (SHAp) için elde edilen XRD
desenleri Şekil 4’de belirtildi. Her iki numune için de
görülebileceği üzere ana faz hidroksiapatittir ve bu faza
ilave olarak beta trikalsiyum fosfat ikincil fazının oluşumu
da tespit edilmektedir.
Hekzagonal yapıdaki hidroksiapatite ait örgü
sabitleri (a ve c),
denklemi yardımıyla bulunabilir [Cullity, B.D., 1978.
Elements of X-ray diffraction, Addison-Wesley
Publishing Company, Massachussets]. Denklem (5.1), (300) ve (002) düzlemleri için yeniden düzenlenirse a ve
c örgü sabitleri sırasıyla,
şeklinde elde edilir. Bu denklemler kullanılarak örgü
sabitleri (a ve c) hesaplanabilir. Bulunan örgü sabitleri
yardımıyla birim hücre hacmi (V),
bağıntısından yararlanarak bulunabilir. SHAp için
a=0.9362 nm, c=0.6818 nm ve V=0.5175 nm3 olarak
hesaplandı. AHAp içinse a=0.9418 nm, c=0.6885 nm ve
V=0.5289 nm3 bulundu. Sentez sırasında kullanılan
çözücünün üretilen numunelerin krsital yapı
parametreleri üzerinde etkisi gözlendi. X-ışını kırınımı
sonuçları kullanılarak numunelerin kristal büyüklüklerini,
Scherrer denklemi olarak bilinen
bağıntısı yardımı ile hesaplamak mümkündür. Burada
B½ ise yarı pik genişliğidir. D değeri SHAp için 27.01
nm ve AHAp için 33.12 nm olarak hesaplanmıştır. HAp
numuneleri için kristalleşme derecesi (XC),
bağıntısı ile hesaplanabilir [12]. Burada 112/ 300 V (112)
ve (300) yansımaları arasındaki çukurun şiddeti ve I300
ise (300) düzlemine ait yansımanın şiddetidir. XC değeri
SHAp için %75.6 ve AHAp için %91.7 olarak bulundu.
Otojen greftlerin, osteoindüktif ve osteokondüktif
özelliklere sahip olması ve vücudun reddetme ihtimalinin
olmaması sebebiyle büyük kemik defektlerinde başarı
sanşı en çok olan yöntemdir. Otojen kemik greftlerinin
dezavantajları dolayısı ile kemik defektlerinin onarımında
allogreftler, ksenogreftler, alloplastik materyallerin alternatiflerinin kullanımı olanakları araştırılmaktadır. Bu
çalışmada bu alternatiflere bir seçenek oluşturmak
amacıyla tarafımızdan üretilen HAp bir implant
materyalinin etkinliğini araştırmak amaçlandı.
Kemik dokusunda oluşan defektler, kemik
dokusuna yapılan operasyonlar sonucu her zaman
kendiliğinden iyileşmeyebilir [1,3,13]. Kritik boyutlu
kemik defektleri, canlının yaşamı boyunca kendiliğinden
iyileşmeyeceği kemik defekti anlamına gelir. Kemik
dokudaki bir yaralanmanın kritik boyutta olup
olmamasını; canlının yaşı, cinsiyeti, türü, genel sağlık
durumu, defektin lokalizasyonu ve derinliği gibi etkenler
belirler. Birçok araştırmacı [10,14-16] kritik boyutlu
kemik defekti konusunda hayvan türlerine çeşitli görüşler
bildirmişlerdir. Hollinger ve ark. [17], rat kemiklerinde 8
mm çapındaki kemik defektlerinin postoperatif 13. ayda
hala kendiliğinden iyileşmediğini bildirmişlerdir. Mulliken
[18], ve Glowacki [19], ratların pariyetal kemiklerinde
oluşturdukları 2 mm’ lik defektte 6. ayın sonunda ideal
bir iyileşme bulamadıklarını bildirmişlerdir. El-Rashidy
[20], kemik iyileşmeni takiben defekt bölgesinin spontan
bırakılmasıyla bölgenin hızla bağ dokusu ile dolması
sonucunda iyileşmenin olumsuz etkileneceği bildirilmiştir.
Sergeeva ve ark. [21], birçok biyomateryallerin
osteogenezis üzerine etkilerini araştırdıkları
çalışmalarında, kemik defektlerine değişik greft
materyalleri ile boş bırakılan kontrol grubunun
postoperatif 60. gündeki histopatolojik incelemelerinde;
kontrol grubunda kemik iyileşmesinin oldukça zayıf
olduğunu ve kısmi bir fibrotik iyileşme gözlediklerini;
kemik grefti yerleştirilen gruplarda belli oranda
osteogenezisin olduğunu bildirmişlerdir. Cestari ve ark.
[22] kafatasındaki 9.5 mm çapındaki defektlere sığır
kaynaklı blok greft uyguladıkları grup ile kontrol grubunu
karşılaştırmak amacıyla yaptıkları araştırmalarında; blok
greftin çevredeki yumuşak dokunun defekt bölgesine
çökmesinin engellendiği ve iyileşmenin erken döneminde
greftli grupta kontrol grubuna göre daha fazla kan
desteği sağlandığı belirlemişlerdir. Bu çalışmada da kritik
boyutlu kemik defekti oluşturmak amacıyla tibia kemiğine
2.0 mm çapında defektler oluşturuldu. Bu çalışmada da
diğer literatürleri destekleyecek şekilde, kontrol
grubunda, kemik grefti kullanılan diğer iki gruba göre
daha az yeni kemik oluşumu olduğu tespit edildi.
Yapılan bu çalışmada, defekt oluşturulan kemik
alanında Hematoksilen ve Eosin boyama yapılarak
gruplar arasında fibrozis, yabancı cisim ve primer kemik
dokusu oluşumu histopatolojik olarak değerlendirildi.
Deneysel çalışmalar [1-3,13,22] gözden geçirildiğinde
histopatolojik değerlendirme dönemlerinin farklı olduğu
görülmektedir. Kemikleşmenin 1-2. haftadan itibaren
başladığı, 6-8. haftalarda defektlerin re-organize olarak
dolduğu bildirilmektedir. Yapılan bu çalışmada olguların
postoperatif takip süresi 2 ve 4 hafta olarak seçilmiştir.
Bu konuda yapılan çalışmalar yeni kemik oluşumu ve
anjiogenezis için 4 haftalık sürenin ideal olduğu
bildirilmiştir [14,23-27]. Yapılan bu çalışmada da bu
durumdan yola çıkarak çalışmayı 28. günde
sonlandırılması tercih edildi.
İdeal kemik greftlerinde oluşan defektte belirli bir
süre varlığını koruması, kemik yapımını desteklemesi, yeni kemik yapımı esnasında aşamalı olarak rezorbe olması, kemik yeterli stabiliteyi sağlaması ve kemik yapıya ulaştığında ortamda artıkları kalmaması tercih edilir [1,3,14,23-28]. Hidroksiapatit malzemelerdeki in vivo etkinlik kimyasal bileşimlerine, kristal yapılarına, vücut sıvılarında stabilitesini korumasına ve rezorbsiyon karakterine bağlıdır. Kullanılmakta olan HAp kemik greftlerinin çoğu kemik içinde varlığını sürdürmekte ve kemiğin tümüyle rejenere olmasını engellemektedir. Bu durum ileri aşamalar için biyomekanik bir risk oluşturmaktadır. Hidroksiapatit greft materyallerinin kimyasal bileşimi insan kemiğinin doğal yapısı ile benzerlikler taşımaktadır. Bu greftlerin poröz yapısı ve partikül büyüklüğü rezorbe olma derecesini etkilemesine rağmen, kemikle bağlantı oluşturmasını engellememektedir. Greftlerin partikül büyüklükleri aktif rezorpsiyon mekanizmasını etkilemektedir. Mikropartiküller osteoklastlar tarafından rezorbe edilebilirken, 0.1-0.3 mm’den daha büyük partiküllerin bu hücreler tarafından rezorbsiyonu azalmaktadır. 1-3 mm büyüklüğündeki partiküller ise rezorbe olmamaktadır [3,8,9,28,29] oluşumunda önemli bir etkendir. Por büyüklüğünün 300 Xm’den daha büyük olduğu durumlarda yeni kapiller ve kemik oluşumu artmaktadır. Por büyüklüğünün 100 Xm’den daha küçük olması durumunda greftin uygulandığı bölgeye hücreler ve kapillerler ulaşamayacağı için yeni kemik yapımı gerçekleşemez [29,30-33].
Optimum kemik rejenerasyonunun gerçeklesmesi için minimum por büyüklüğünün 200-400 Xm olması gerektiği bildirilmiştir. Yeterli damarlaşma, osteokondüksiyon ve mineralize doku oluşumunun gerçekleşmesinin ancak bu şekilde olabileceği ileri sürülmüştür. Zhang ve ark. (30)’nın tavşanlarda yaptıkları bir çalışmada optimum osteokondüksiyon için por büyüklüğünün 300 Xm olması gerektiği ileri sürülmüştür. Yapılan bu çalışmada partikül büyüklüğü 0.6 mm olan, %50 poroziteye sahip HAp greft materyalleri kullanıldı.
Sonuç olarak, elde edilen histopatolojik bulgular ışığında; üretilen HAp greft materyalinin büyük kemik defektlerinin olduğu durumlarda uygulanabilirliğinin olduğu fakat bu greftlerinin rutin olarak kullanılabilirliğinin saptanması amacıyla uzun süreli ve detaylı klinik, fizyolojik, patolojik ve toksikolojik çalışmaların yapılmasının yararlı olacağı kanısına varıldı.
XRD Analizi: Biyomalzemelerin X-ışını kırınımı desenleri, Bruker D8 Advance marka X-ışını kırınım ölçer ile 0.02° tarama hızında Cu Kα (λ=0.15406 nm) radyasyonu kullanılarak kaydedilmiştir. XRD sonuçları kullanılmak suretiyle numunelerin kristal yapıları, ortalama kristal büyüklükleri ve mevcut faz yapıları belirlendi.
Deney Hayvanlarına Uygulanması: Bu çalışmada biyomalzemenin in vivo biyouyumluluk deneyleri Fırat Üniversitesi Hayvan Deneyleri Etik Kurulu’nun 26.03.2014 tarihli, 2014/8 toplantı sayısı ve 79 numaralı karar sayısı ile yapıldı.
Bulgular
Klinik Bulgular: Klinik olarak tüm gruplardaki
olgularda operasyon bölgesi yaralarının normal iyileştiği,
postoperatif 14. ve 28. günlerde herhangi bir
enfeksiyona veya tibia defektlerine bağlı herhangi bir
kırık olgusuna rastlanmadı. Çalışma boyunca deneklerin
hepsinin operasyonları iyi bir şekilde tolere ettiği ve
çalışma sonuna kadar hiçbir deneğin ölmediği tespit
edildi.
Ondört Günlük Grupların Histopatolojik
Bulguları: Kontrol grubunun 14. gününde yapılan
histopatolojik incelemeler sonucunda; kemikle çevrili
kanama alanları görüldü (Şekil 2a).


Tartışma
Kemik doku yüksek rejenerasyon yeteneğine sahip
olmasına rağmen büyük kemik defektleri sonucunda
non-union, fibröz doku oluşumu ve pseudoartroz gibi
komplikasyonlarla karşılaşılaşılabilmektedir. Kemik
defektlerinin onarılması için otojen kemik greftleri,
biyoseramikler ve sentetik bileşikler kullanılmaktadır [1-3].References
- Determination of Arterial Oxygen Saturation in Newborn Lambs by Pulse Oximetry
- Comparative Isolation of Serum ß + Pre- ß Lipoproteins of Human and Various Domestic Animal Species By Heparin/MnCl2 Precipitation Method
- The Effects of Levamisole on the Pregnancy Rate, Avarage Litter Size, Sexuality, Living Rate and Lactation Period in Rats
- RATLARDA LEVAMİZOL’ÜN GEBE KALMA ORANI, YAVRU SAYISI, CİNSİYETİ, YAŞAMA ORANI VE LAKTASYON SÜRESİNE ETKİSİ
- Separation of Human and Various Animal Lipoproteins by Vertical Agarose Gel Electrophoresis