Hayvanlarının uysallaştırılması, besicilikte verimin arttırılması, döl verimi düşüklüğü gösteren hayvanların damızlık olarak kullanılmaması, bulaşıcı ürogenital sistem hastalıklarının yayılmaması, testislerin derin ve komplike yaralarında, tümöral olgularda ve çeşitli genital organ hastalıklarında, kastrasyon uygulaması kaçınılmazdır
23.
Kuduz, leptospirozis, chagas hastalığı, ekinokok, leishmaniasis gibi zoonoz hastalıkların insanlara taşınmasına vektörlük eden sokak hayvanlarının popülasyonunun hızla artması önemli halk sağlığı sorunları yaratmaktadır7,9,13. Bu sebeplerin yanında, popülasyon kontrolü için de kastrasyon uygulamaları oldukça önemlidir.
Bugüne kadar, kimyasal kastrasyon için birçok ajan denenmiştir. Ancak kastrasyon yönteminin hayvan refahı gözetilerek yapılması ve en az acı ve komplikasyona sebep olan yöntemin tespit edilmesi de oldukça önemlidir. Örneğin, köpeklere, intratestiküler gliserol ve etanolün uygulandığı bir araştırmada uygulamanın beşinci gününde hayvanlarda halsizlik, iştahsızlık, sancı ve testislerde şişlik ve hiperemi oluştuğu belirtilmektedir. Etanol uygulanan grupta iki hayvanda ayrıca fistül ve yaralar oluştuğu görülmüştür24. Bir diğer araştırmada, köpeklere intratestiküler hipertonik tuzlu su çözeltisi uygulanmış, uygulamadan sonra testislerde iki gün süren bir sertlik ve şişme olduğu gözlemlenmiştir16. Köpeklere intratestiküler formol uygulamasından sonra bazı hayvanlarda palpasyonda aşırı duyarlılık ve ağrı olduğu, bazı hayvanlarda ağrıya bağlı yürüme zorluğu, histopatolojik incelemelede ise testislerde yangısal reaksiyonların yanı sıra, dejeneratif değişiklikler ve testis paranşiminde fokal nekroz odaklarının olduğu belirtilmiştir23. Köpeklere yapılan diğer bir intratestiküler kimyasal kastrasyon çalışmasında, çinko glukonat uygulamasından sonra testislerde 1-2 gün boyunca şişlik görülmüş, histolojik incelemesinde spermatogenik dokularda dejenerasyon, fibrozis, inflamasyon, hemoraji ve multinükleer spermatidlerin varlığı gözlenmiştir25.
Ratlara intratestiküler mannitol uygulamasından sonra testislerde herhangi bir fistül, ağrı ve yangı belirtisi olmadığı halde, testislerde belli süre sonra kaybolan hafif şişlik, mannitol enjeksiyonunu takiben tübüler deplesyon, atrofi, vakuolizasyon, çok çekirdekli dev hücre oluşumu ve testis konjesyonu görülmüştür17.
Eşeklere intratestiküler kimyasal kastrasyon çalışmasında, CaCl2 uygulamasından sonra testislerde şişmeyle birlikte orşitis görülmüş ve ancak 2 hafta sonra klinik olarak iyileşmenin gerçekleştiği görülmüştür26. Eşeklerde yapılan diğer bir çalışmada ise hayvanların testislerinde şişlik oluştuktan beş gün sonra görülen şişliklerin azalmaya başladığı gözlenmiştir. Ayrıca hayvanlarda huzursuzluk ve agresif davranışlar görülmüş, bazı hayvanlarda ise testiste ülserasyon ve fistül oluştuğu, histopatolojik incelemesinde, çok sayıda nötrofil ile az sayıda mononükleer hücrelerden reaksiyon, bağ doku artışı, seminifer tübüller içinde iki veya üç spermatogenik hücre katmanına ulaşan spermatogenezde bir azalma ve tübülün hiyalinizasyonu ile sonuçlanan skatriks ve farklı derecelerde tübüler çökme ile karakterize atrofik seminifer tübüller görülmüştür27.
Sığırlara intratestiküler kimyasal kastrasyon konusunda yapılan bir çalışmada, CaCl2 uygulamasından sonra testislerde sertlik, histopatolojik olarak ise şiddetli diffüz tübüler nekroz ve değişen derecelerde mononükleer hücre infiltrasyonu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, intertübüler ödem, fibroz ve kanamaların olduğu ve nekrotik hücrelerin bazılarında deskuamasyon ve kalsifikasyon olduğu görülmüştür28. Keçilere intratestiküler kimyasal kısırlaştırma yapılan bir çalışmada, intratestiküler CaCl2 uygulaması sonrasında testislerde hafif şişlik olduğu görülmüş olmasına rağmen bu şişliğin kademeli olarak azaldığı belirtilmiştir6.
Mevcut araştırmamızda ratlarda yüksek osmolariteli Deks ve Man uygulanan grupların histolojik olarak değerlendirilmesinde ise seminifer tübülüslerde fibrozis, dejenerasyon, nekroz, lenfohistiositik intersitisyel yangısal reaksiyonlar, CaCl2 ile kombine olarak uygulandığı gruplarda testis dokusunun tamamen nekroze olduğu, sağlam tübülüsün kalmadığı ve interstisyel yangısal reaksiyonların olduğu görüldü. Tübülüslerin sadece sınırları mevcut olup karyolizis ve aşırı eozinofilik sitoplazmalı tübülüsler görüldü. Yaygın kapsüler fibrozis ve bazı tübülüslerde nekrozu çevreleyen kalsifikasyonlar görüldü. İnterstisyel damarlarda nekroz ve hyalinizasyona rastlandı. Tüm gruplarda TUNEL immünoreaktivitesi görülürken, apoptotik hücre sayılarının kimyasalların kombine olarak uygulandığı gruplarda immnoreaktivitenin yaygınlığının en fazla olduğu görüldü. Kimyasal kastrasyon için kullanılan yüksek osmolariteli Deks ve Man grupları histolojik ve apopotoktik hücre skorları ile karşılaştırıldığında Sf ve kontrol gruplarına göre daha etkili olduğu görülürken, CaCl2 ile kombine olarak uygulandığı gruplar ise tüm gruplar ile karşılaştırdığında daha etkili olduğu bulunmuştur.
Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar ülkemizde popülasyonları kontrolsüz bir şekilde artan kedi ve köpeklerin kolay ulaşılabilen kimyasallar ile zaman kaybetmeden basit bir enjeksiyon ile kısırlaştırma gerçekleştirilebileceği, uygun dozlar ile komplikasyonların en aza indirilebileceği, hayvan refahı açısından tek doz uygulama ile geçerli ve etkin bir kısırlaştırma yapmanın mümkün olduğu histopatolojik inceleme sonucu görülmüştür. Sonuç olarak; bu çalışmada kolaylıkla temin edilebilen ve düşük maliyetli yüksek osmolariteli (Deks ve Man) solüsyonların CaCl2 ile kombine olarak kullanıldığında ideal bir kimyasal kısırlaştırma yapılabileceği ortaya konulmuştur.