Metilprednizolon ve Meloksikamın İntraabdominal Adezyonların Önlenmesi Üzerine Etkileri
Cilt 33, Sayı 2
Mayıs 2019 · Sayfalar 063-069
Metilprednizolon ve Meloksikamın İntraabdominal Adezyonların Önlenmesi Üzerine Etkileri
Effects of Methylprednisolone and Meloxicam on the Prevention of Intraabdominal Adhesions
Ömer Faruk GÜNDÜZ1, Ali Said DURMUŞ2, Songül ÇERİBAŞI3, Aydın SAĞLIYAN2, Mehmet Cengiz HAN2
2Fırat Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Cerrahi Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE
3Fırat Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Elazığ, TÜRKİYE
Bu çalışmanın amacı, non steroid anti inflamatuar (NSAİİ) bir ilaç olan meloksikam ile steroid bir ajan olan metilprednizolonun ratlarda intraabdominal adezyonların önlenmesi üzerine olan etkilerini karşılaştırmaktı. Çalışmada 21 adet 2-3 aylık dişi Wistar albino rat kullanıldı. Ratlar her grupta 7 adet olacak şekilde 3 gruba ayrıldı. İki cm’lik laparatomi sonrasında karın duvarı ve sekumun visseral yüzeyinde serosal kanama oluşana kadar kazıma işlemi yapılarak bir yapışma modeli oluşturuldu. Operasyon yaraları rutin cerrahi kurallara göre kapatıldı. Birinci, ikinci ve üçüncü gruptaki ratlara 5 gün süreyle intraperitoneal olarak sırasıyla 7 mL/kg serum fizyolojik (kontrol), 5 mg/kg meloksikam ve 10 mg/kg metilprednizolon verildi. Ratlar ondört gün sonra ötenazi edildikten sonra oluşan adezyonlar değerlendirildi. Makroskopik değerlendirmede tedavi gruplarında adezyon oluşumu kontrol grubuna göre daha az olarak gözlendi (P=0.016). Yapılan histopatolojik kontrollerde, yangı şiddeti kontrol grubunda daha belirgindi. Fibrozis en belirgin olarak kontrol grubunda gözlendi (P=0.016). İmmunohistokimyasal değerlendirmelerde IL-1 pozitif hücre sayısının kontrol grubunda tedavi gruplarına göre daha fazla olduğu belirlendi (P=0.016). Sonuç olarak intraabdominal adezyonların önlenmesinde meloksikam ve metilprednizolonun kullanılabileceği kanısına varılmıştır.
The aim of this study was to compare the effects of meloxicam, a non steroidal anti inflammatory (NSAID) drug, and methylprednisolone, a steroid agent, on the prevention of intraabdominal adhesions in rats. Twenty-one 2-3 months old female Wistar albino rats were used in the study. The rats were divided into 3 groups as 7 rats in each group. After 2 cm laparotomy, an adhesion model was formed by performing scraping process on the visceral surface of the abdominal wall and caecum until serosal hemorrhage occurred. Operation wounds were closed according to routine surgical rules. Seven mL/kg saline (control), 5 mg/kg meloxicam and 10 mg/kg methylprednisolone were given intraperitoneally to the rats in the first, second and third groups for 5 days respectively. After 14 days, rats received general anesthesia and occured adhesions were graded. Fourteen days later, the rats euthanized and were evaluated for the presence of adehesions. In the macroscopic evaluation, adhesion formation in treatment groups was less than in the control group (P=0.016). In the histopathological examination, the severity of the inflammation was more marked in the control group. Fibrosis was most significantly observed in the control group (P=0.016). Immunohistochemical evaluation revealed that IL-1 positive cell number was higher in the control group than in the treatment groups (P=0.016). As a result, it was concluded that meloxicam and methylprednisolone could be used in the prevention of intraabdominal adhesions.
Giriş
Laparotomilerden sonra gelişen adezyonların önlenmesi için çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır [1,2]. Bu amaçla non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) [3-5], dimetil sülfoksit [6], kortikosteroidler [6,7], antikoagülanlar (8), aprotinin [9], fosfotidilkolin, metilen mavisi [9,10], antibiyotikler [11], antihistaminikler, E vitamini [10,12] gibi ilaçlar kullanılmıştır.NSAİİ’lar prostoglandin sentezini baskılayarak postoperatif adezyon oluşumunu engellerken [13,14] kanama, yara iyileşmesinin gecikmesi ve enfeksiyonların lokalize edilmemesine de yol açabilmektedir [3,4].
Steroidler doku hasarına karşı oluşan ilk inflamatuvar yanıtı, vasküler permeabiliteyi ve fibroblast proliferasyonunu engelleyerek azaltırlar [6,7,15]. Fibrin ve kollajen birikimini engelleyerek te adezyon oluşumunu engelledikleri rapor edilmiştir [6,15,13].
İntraabdominal adezyonların önlenmesi amacıyla NSAİİ ve steroidlerin kullanıldığı çalışmalar bulunmakla birlikte her iki grupta yer alan ajanların adezyon önleyici etkilerinin araştırıldığı ve karşılaştırmalarının gerçekleştirildiği çalışmalara rastlanılmamıştır. Bu çalışmada ratlarda intraabdominal adezyonların önlenmesi amacıyla kullanılacak meloksikam ve metilprednizolon’un etkinliğinin araştırılması ve karşılaştırmalarının yapılması hedeflenmiştir. Elde edilen sonuçlar evcil hayvanların postoperatif intraabdominal adezyon oluşumlarının önlenmesi için referans oluşturabilecektir.
Gereç ve Yöntem
Bu çalışma Fırat Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmıştır (09.08.2016 tarih, Protokol No: 2016/87, Karar No: 151).Çalışmada 21 adet 2-3 aylık dişi Wistar albino rat kullanıldı. Ratlar 14 günlük postoperatif takipleri yapılmak üzere her grupta 7 adet rat olacak şekilde rastgele 3 gruba ayrıldı. Anestezi için 6 mg/kg dozunda Xylazine hydrochloride (Rompun, Bayer 23.32 mg/mL) kas içi enjekte edildikten 10 dakika sonra 85 mg/kg kas içi Ketamin hydrochlorur (Ketalar, Parke-Davis, 50 mg/mL) uygulandı. Ratların karın bölgesi tıraş edilip %1’lik povidon iodin ile silinerek operasyona hazırlandıktan sonra göbek bölgesi üzerinde yaklaşık olarak 2 cm uzunluğunda laparatomi gerçekleştirildi. Ratlarda sekum bulunarak yara hattından dışarıya çekildi ve sekumun antimezenterik yüzeyi üzerinde serozal hemoraji oluşuncaya kadar steril bir diş fırçası ile travma oluşturuldu. Daha sonra sekumda travma oluşturulan bölgeye yakın bir yerde karın duvarının visceral yüzeyi üzerinde aynı kazıma işlemleri gerçekleştirilerek adezyon modeli oluşturuldu. Birinci, ikinci ve üçüncü gruptaki ratlara 5 gün süreyle intraperitoneal olarak sırasıyla 7 mL/kg serum fizyolojik (kontrol), 5 mg/kg meloksikam (Bavet Meloxicam, 5 mg/mL) ve 10 mg/kg metilprednizolon (Prednol-L, Mustafa Nevzat, 40 mg/mL) verildi. Operasyon yaraları rutin cerrahi kurallara göre kapatıldı. Operasyon sonrası ratların klinik muayeneleri deneme süresi boyunca günlük olarak gerçekleştirildi.
Ratlar 14 gün sonra ötenazi edildikten sonra karın boşluğu açılarak oluşan adezyonlar Nair [16]’in adezyon derecelendirmesine göre kayıt altına alındı.
Ötenaziyi takiben adezyon şekillenmiş dokulardan alınan doku örnekleri, 48 saat %10’luk tamponlu formalin solüsyonunda tespit edilerek, klasik doku takip işlemlerinden geçirilerek parafin bloklar hazırlandı. Bloklardan alınan kesitler hematoxylin eosin (HE) ve masson’s trichrome (MT) ile boyanarak ışık mikroskobunda incelendi. Mikroskobik değerlendirme Tablo 1’de belirtildiği gibi yapıldı [17].

Bu çalışmada streptavidin-peroksidaz metodu ile Labvision, UltraVision Quanto Detection System HRP DAB, (Cat No: TL-060-QHD) kiti kullanılarak üretici firma prosedürüne göre; peritoneal adezyon oluşturulan ratlarda adezyon şekillenen bölgedeki yangısal değişimleri değerlendirmek amacıyla Transforme Edici Büyüme Faktörü Beta-1 (TGF-β1), İnterlökin-1 (IL-1), Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü (VEGF) ve Matriks Metalloproteinaz-2 (MMP-2) salınımları immünohistokimyasal olarak karşılaştırıldı. İmmunohistokimyasal boyamalar sonucunda her rata ait kesitte TGF-β1, IL-1, VEGF ve MMP-2 ile pozitifliği gösteren hücreler 5 farklı mikroskobik alanda 40'lık büyütmede sayılarak istatistiksel açıdan gruplar arasında karşılaştırmalar yapıldı.
İstatistiksel Analizler: Çalışmada örneklem sayısı, önceki çalışmalardan hesaplanan etki büyüklüğü 0.97 ile alfa hata 0.05 ve %95 güçte GPower paket programı (Versiyon 3.1.9.2) yardımı ile toplamda 21 rat (n=7; 3 grup) olacak şekilde belirlendi [18,19]. Verilerin değerlendirilmesinde SPPS istatistik paket programı (IBM SPSS Versiyon 22.0) kullanılmıştır [20]. Çalışmada, veriler için parametrik testlerin ön şartlarından normallik varsayımına uygunluk “Shapiro-Wilk” testi ile kontrol edilerek nonparametrik testler kullanılmıştır. Varyans analizi için “Kruskall Wallis” testi ile değerlendirilip Bonferroni düzeltmesi yapıldı. Grupların ikili karşılaştırılmaları ise “Mann Whitney U” testi ile değerlendirildi. Veriler gruplar için ortalama ve standart hata olarak sunulmuştur. İstatistiksel anlamlılık için P<0.05 değeri önemli olarak kabul edildi [18,19].
Bulgular
Tüm hayvanlar anesteziden komplikasyonsuz bir şekilde uyandılar. Yapılan bu çalışmada deney süreci içerisinde herhangi bir enfeksiyon, ensizyon hattının açılması ve mortalite gözlenmedi.Postoperatif 14. günde gözlenen intraabdominal adezyonlarla (Şekil 1) ilgili elde edilen veriler gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkları gösterdi (P=0.016) (Tablo 2).


Kontrol ve tedavi gruplarında adezyon bölgesindeki yangısal değişimler ve fibrozis şiddeti Tablo 2’de özetlendi. Adezyon bölgesindeki yangısal değişimlerin şiddeti bakımından gruplar arasında istatistiksel açıdan anlanmı farklılık gözlenmedi (P=0.097). Bununla birlikte yangı şiddeti en belirgin kontrol grubunda belirlendi. Tedavi gruplarında ise metilprednizolon grubuna göre sayısal açıdan yangının meloksikam grubunda daha hafif şiddette oluştuğu saptandı. Fibrozis en belirgin olarak kontrol grubunda dikkati çekti (P=0.016). Tedavi gruplarında ise adezyon bölgelerinde fibrozisin benzer şiddette olduğu saptandı (Şekil 2).

Adezyon bölgesinde her gruba ait TGF-β1, IL-1, VEGF ve MMP-2 ile pozitiflik gösteren hücre verileri Tablo 3 ve Şekil 3’te verildi. TGF-β1 salınımı bakımından kontrol ve tedavi gruplarında istatistiksel farklılık olmamakla birlikte sayısal değerlere bakıldığında TGF-β1 pozitif hücrelerin kontrol grubuna göre tedavi gruplarında daha fazla olduğu belirlendi. İstatistiksel açıdan gruplar arasında anlamlı farklılık sadece IL-1 pozitif hücre sayıları bakımından dikkati çekti (P=0.016). Yangısal değişimlerin şiddeti ile paralel şekilde tedavi gruplarına göre IL-1 pozitifliği kontrol grubunda daha fazla idi. VEGF salınımı bakımından kontrol ve tedavi gruplarında istatistiksel farklılık olmamakla birlikte yine sayısal açıdan kontrol grubunda tedavi gruplarına göre daha fazla VEGF pozitif hücre ile karşılaşıldı. MMP-2 salınımı bakımından kontrol ve tedavi gruplarında istatistiksel farklılık gözlenmedi. Ancak TGF-β1 ve VEGF salınımlarının aksine sayısal açıdan kontrol grubuna göre tedavi gruplarında daha fazla MMP-2 pozitif hücre bulunduğu saptandı.


Tartışma
İntraabdominal adezyonları engellemek için çok sayıda çalışma [6,8,12,21-23] yapılmasına rağmen günümüzde adezyon oluşumunu memnuniyet verecek düzeyde önleyebilen tek başına kullanılabilecek bir ilaç ya da bir yöntem bulunamamıştır.İntraabdominal adezyonların önlenmesi için NSAİİ [3-5] ve steroid [6,7] ilaçların etkinliklerinin araştırıldığı çalışmalar bulunmakla birlikte bu tür ilaçların birbiri ile karşılaştırmaları ile ilgili yapılan çalışmalara katkı sağlamak amacıyla, bu çalışmada NSAİİ bir ilaç olan meloksikam ile steroid bir ajan olan metilprednizolon’un ratlarda intraabdominal adezyonların önlenmesi üzerine olan etkinliklerinin araştırılması ve karşılaştırmalarının yapılması amaçlanmıştır.
NSAİİ’lardan olan piroksikam [24] ve ibuprofenin [13,14] intraabdominal adezyon oluşumunu azalttığı bildirilmiştir. Deneysel çalışmalarda hidrokortizon [25] ve metilprednizolonun [6,26] adezyon oluşumunu azalttığı bildirilmektedir.
Sodyum karboksimetilselüloz ile kombinasyon halinde bir steroidal antiinflamatuar olan deksametazonun adezyonların oluşumunu önleyebildiği, enflamatuar hücrelerin göçünü önlediği ve daha sonra fibroblastların proliferasyonunu azalttığı gösterilmiştir [27]. Kırdak ve ark. [28] peritoneal adezyon oluşumunu önlemede topikal olarak uygulanan farklı metilprednizolon dozlarının etkinliğinde bir fark olmadığını ve ayrıca steroidlerin peritoneal adezyon oluşumunun azaltılması üzerine etkisinin bulunmadığını bildirmişlerdir.
Yapılan bu çalışmadan elde edilen bulguların araştırmacıların [6,25-27,29] bildirdikleri ile uyumlu, ancak Kırdak ve ark. [28]’nın bildirdiğinin aksine tedavi gruplarında gözlenen adezyon oluşumunun kontrol grubuna göre anlamlı derecede az olduğunu göstermiştir (Tablo ttable2>2
TGF-β1'in fibroblast proliferasyonunu uyardığı bildirilmiştir [30,31]. TGF-β1 adezyon oluşumu sürecinde önemli bir rol oynar. Bu protein, kollajen sentezini ve interstisyel hücrelerin proliferasyonunu arttırır. TGF-β1 postoperatif adezyonların primer patojenik faktörü olarak görülmüştür [32]. Yapılan çalışmalarda [33,34] TGF-β1'in peritoneal adezyon dokularında aşırı eksprese olduğu gösterilmiştir. Yapılan bu çalışmada TGF-β1 salınımı bakımından kontrol ve tedavi grupları arasında istatistiksel farklılık gözlenmemiştir. Bununla birlikte TGF-β1 pozitif hücrelerin kontrol grubuna göre tedavi gruplarında daha fazla olduğu saptandı.
Karın yaralanmalarının, tümör nekroz faktörü alfa (TNF-α), interlökin-6 (IL-6) ve interlökin-1 beta (IL-1β) dahil olmak üzere inflamatuar sitokinlerin salınımı ile sonuçlandığı bildirilmiştir [18,35]. IL-1'in erken yükselmelerinin, insanlarda postoperatif adezyonlar için güvenilir biyolojik belirteçler olduğu rapor edilmiştir [36]. Doku yaralanmasından sonra, makrofajlar bölgede toplanır ve peritoneal bölgede adezyona neden olan plazminojen, IL-1, IL-6 ve TNF-α gibi inflamatuar faktörler ile potansiyel olarak artar [37]. Fredriksson ve ark. [38] yaptıkları bir çalışmada peritoneal sıvıdaki erken IL-6, IL-1β ve TNF-α konsantrasyonlarının yükselmesinin rat modelinde yapışma oluşumuyla ilişkili olduğunu bildirmişlerdir. Yapılan bu çalışmada da yangısal değişimlerin şiddeti ile paralel şekilde tedavi gruplarına göre IL-1 pozitifliği kontrol grubunda daha fazla gözlenmiştir.
VEGF, yeni damarların oluşturulması yoluyla adezyon oluşumu sürecine katılan anjiyogenik bir sitokindir [39]. Villarroel ve ark. [40] meloksikamın intraabdominal adezyonların oluşumunu önemli ölçüde azalttığını, meloksikamın etkilerinin sadece antiinflamatuar etkisinden dolayı değil, aynı zamanda VEGF ekspresyonu üzerindeki etkilerinden de kaynaklanabileceğini bildirmişlerdir. Yapılan bu çalışmada VEGF salınımı bakımından kontrol ve tedavi gruplarında istatistiksel farklılık olmamakla birlikte yine sayısal açıdan kontrol grubunda tedavi gruplarına göre daha fazla VEGF pozitif hücre ile karşılaşılmıştır.
Yara iyileşmesi sırasında kollajen birikiminin ve bozunmasının dinamikleri metalloproteinazlar tarafından düzenlendiği bildirilmektedir [41,42]. MMP genellikle normal dokularda düşük seviyelerde eksprese edilir, ancak doku onarımı sürecinde geniş çaplı yeniden yapılanma varlığında, MMP ekspresyonu belirgin bir şekilde artmaktadır [43]. Christodoulidis ve ark. [44] serum MMP-2 ve MMP-9 seviyelerinin postoperatif adezyonları belirlemek için prognostik belirteçler olarak kullanılabileceğini bildirmişlerdir. Cheong ve ark. [45] yaptıkları bir çalışmada MMP aktivitesinin, pelvik adezyonlu hastalarda adezyon bulunmayan hastalara göre daha düşük olduğunu bildirmişlerdir. Yapılan bu çalışmada MMP-2 salınımı bakımından kontrol ve tedavi gruplarında istatistiksel farklılık gözlenmemekle birlikte sayısal açıdan kontrol grubuna göre tedavi gruplarında daha fazla MMP-2 pozitif hücre bulunduğu belirlenmiştir.
Sonuç olarak, meloksikam ile metilprednizolon’un ratlarda intraabdominal adezyonların önlenmesi üzerine olan etkilerinin karşılaştırıldığı bu çalışmadan elde edilen bulgular meloksikam ve metilprednizolonun ratlarda intraabdominal adezyon oluşumunun azaltılmasında etkili olduklarını göstermiştir.
References
- Determination of Arterial Oxygen Saturation in Newborn Lambs by Pulse Oximetry
- Comparative Isolation of Serum ß + Pre- ß Lipoproteins of Human and Various Domestic Animal Species By Heparin/MnCl2 Precipitation Method
- The Effects of Levamisole on the Pregnancy Rate, Avarage Litter Size, Sexuality, Living Rate and Lactation Period in Rats
- RATLARDA LEVAMİZOL’ÜN GEBE KALMA ORANI, YAVRU SAYISI, CİNSİYETİ, YAŞAMA ORANI VE LAKTASYON SÜRESİNE ETKİSİ
- Separation of Human and Various Animal Lipoproteins by Vertical Agarose Gel Electrophoresis