Süt Emen Buzağıların Rumen Asidozu (Pansentrinken/Pansentrinker Nedeniyle Buzağılarda Oluşan Rumen Asidozu)
Cilt 27, Sayı 2
Haziran 2013 · Sayfalar 115-121
Süt Emen Buzağıların Rumen Asidozu (Pansentrinken/Pansentrinker Nedeniyle Buzağılarda Oluşan Rumen Asidozu)
Ruminal acidosis in milk-fed calves (Ruminal Acidosis in Calves with Causes of Pansentrinken/Pansentrinker)
Yusuf GÜL1, Mustafa İSSİ1
Bu derlemede, pratisyen veteriner hekimler ve araştırmacılara yönelik olarak süt emen buzağılardaki rumen asidozunun formları, etiyoloji, patogenez, klinik semptomlar, tanı, prognoz, tedavi ve profilaksisi konusunda güncel bilgiler verilmiştir.
In this review, recent information on the top of forms of ruminal acidosis, etiology, pathogenesis, clinically symptoms, diagnose, prognose, treatment and prophylaxy in milk-fed calves were given forthe use of practitioner veterinary physicians and investigators.
Giriş
“Pansentrinker-Syndrome” ilk kez 1982 yılında Van Bruinessen-Kapsenberg ve ark.[1] tarafından başlangıçta sağlıklı olan, süt besisi için tutulan buzağılarda bildirilmiştir. Kronik seyreden bu hastalığın esas nedeni stresli buzağılarda özefagal oluk disfonksiyonudur[1-3]. Daha sonra birçok Alman araştırıcı[4-7] tarafından genç süt buzağılarının “Pansentrinken” nedeniyle oluşan rumen asidozunun akut bir formu olduğu da ifade edilmiştir. Anlaşılacağı üzere; buzağılarda rumen asidozunun genç süt buzağılarının akut rumen asidozu (Pansentrinken, ruminal drinking) ve Pansentrinker- Sendrom olmak üzere iki formu olduğu bildirilmiştir[8].Hastalık, süt veya buzağılara verilen diğer içeceklerin fizyolojik olmayan şekilde rumende birikmesinden sonra kolay hazmolabilir karbonhidratların uçucu yağ asitleri ve laktik aside fermantasyonu nedeniyle retikuloruminal içeriğin aşırı asitleşmesi olarak tanımlanmaktadır[6].
Erkek ve dişi buzağılarda aynı oranda görüldüğü ifade edilen hastalıkta ırk dispozisyonu olup olmadığı bugüne kadar açıklanamamış ise de[6] Simental buzağıların dispoze olduğu bildirilmektedir[9].
I. Pansentrinken Nedeniyle Oluşan Süt Buzağılarının Akut Rumen Asidozu
(Pansentrinken, ruminal drinking, rumende içecek birikimi)
Pansentrinken nedeniyle oluşan akut rumen asidozu, genç buzağıların çeşitli primer
hastalıklarının seyri sırasında ortaya çıkan bir komplikasyondur[3,10].
Almanca “Pansentrinken”, İngilizce “ruminal drinking” olarak isimlendirilen hastalık, Türkçe olarak “Ruminal İçme” anlamına geliyorsa da Gül[10] tarafından “Rumende İçecek Birikimi” şeklinde ifade edilmiştir.
Pansentrinken, buzağılarda rumen içeriğinin sütümsü veya peynir karakterinde ve de pH'sının 6'nın altında olması olarak tarif edilirse de hastalıktan bahsedilebilmesi için klinik olarak ta hastalık semptomlarının gözlenmesi gereklidir. Zira rumen içeriğindeki bu değişikliklerin her zaman hastalık ile ilişkili olmayabileceği ifade edilmiştir[3,8,10].
Özefagal oluğun önemi
Özefagal oluk (Sulcus oeophagus) ruminantlarda özefagus ile abomazumu birbirine
bağlayan, fizyolojik olarak buzağıların süt emmesi esnasında reflektorik olarak oluşan ve emilen sütün ön midelere uğramaksızın direkt
abomazuma geçişini sağlayan bir kanaldır. Emilen süt bu
oluk sayesinde abomazuma ulaşır. Bu sayede sütün
abomazum ve barsaklarda enzimatik sindirimi mümkün
olur[11,12].
Son yıllarda retiküler oluk refleksi olarak ifade edilen, mide oluk refleksi olarak ta bilinen özefagal oluk refleksi emilen süt ile ağız boşluğu ve farenksteki kemoreseptörlerin stimulasyonuyla oluşur. Uyarı veya impulsu vagal afferentler (N. glossopharyngus üzerinden) Medulla oblongata'ya taşır. Özefagal oluğun kapanmasını bilhassa dorsal abdominal vagus kollarıyla sağlar[11,12]. Özefagal oluk refleksi neonatallerde diğer sensorik uyarılarla da (Örneğin; ışık, ses veya koku) oluşabilir[12,13]. Ayrıca hayvan ne kadar aç ise o kadar kolay oluşur[12].
Özefagal oluk refleks oluşumuna etkili (teşvik eden veya engelleyen) çok sayıda faktör ortaya konmuştur (Tablo 1)[3,5,9].

Özefagal oluk refleksi kuzu ve buzağılarda bakır ve sodyum tuzlarının verilmesiyle oluşturulabilir[12]. Sodyum bikarbonatın %10'luk çözeltisinden 60 mL kadarı buzağıların %90'ında özefagal oluğun hemen kapanmasını sağlar ve genellikle 1-2 dakika sürer. Bu sürede peroral verilen diğer çözeltiler direkt abomazuma ulaşır[11]. Ağız mukozasına deneysel olarak lokal anesteziklerin uygulanması, damar içi atropin infüzyonu veya vagusun kesilmesiyle (vagotomi) özefagal oluğun kapanması engellenebilir[11,12]. Sıvıların özefagus sondasıyla verilmesi özefagal oluğun kapanmamasına neden olur[11]. Dopamin özefagal oluk refleksini ve retikulum-rumen kontraksiyonlarını inhibe eder. Buzağılarda bu etki metoklopramid gibi antidopaminerjik ilaçların infüzyonuyla baskılanabilir[14]. Korku ve ağrı refleks oluşumunu engeller[2].
Genç buzağılarda özefagal oluk refleksi nispeten kolay oluşur. Hayvanın yaşının ilerlemesiyle bu refleks oluşum oranı düşer. Yani buzağı ne kadar genç ise refleks o kadar kolay şekillenir[3,11].
Susuzluk özefagal oluk kapanmasına etkili ise de[3] su vermemek suretiyle refleksi duyarlı hale getirme denemelerinin başarısız olduğu bildirilmiştir[11].
Özefagal oluk refleksini en iyi tam süt oluşturur. İkame sütlerde (mamalar) fazla olan kuru madde miktarı refleks oluşumunu azaltır. Çok sıcak veya soğuk içeceklerin oluk oluşumunu engelleyici nitelikte olduğu bildirilmektedir[3].
Süt emenlerde özefagal oluk kapanmasını en güvenilir şekilde anne hayvanın memesi sağlar. Emme kovalarından sütün içilmesinin açık kova, tas veya tekneden içmeden daha stimüle edici olarak etkilediği bildirilmiştir. Zorla içirmelerde (sonda, dren ile) özefagal oluğun oluşmadığı, bu nedenle içilen sütün ön midelere ulaştığı[3,11], emme refleksi zayıf olan buzağılara içeceklerin şişe ile içirilmesinde bile refleks oluşumunun tam gelişmediği ortaya konmuştur[13].
Alışılmış çevre ve bakıcıların kesinlikle refleks oluşumunu teşvik ettiği, kova takırtısı gibi seslerin bile refleks oluşumunu stimule ettiği, buna karşın baskı, korku ve ağrı gibi nedenlerin engelleyici olarak etkidiği bildirilmiştir. Uzun süreli transport, ahır veya grup değişimi gibi çeşitli stres durumlarının keza negatif bir rol oynadığı, yine çeşitli sistemik etkili hastalık olaylarında, bilhassa sindirim sistemi hastalıklarında özafagal oluğun kapanması için gerekli olan refleks uyarımın azaldığı bilinmektedir[3].
Etiyoloji
-Özefagal oluk disfonksiyonu: Pansentrinken
oluşumunun en önemli nedeni buzağıların genel
durumunu bozan, özefagal oluk refleksini negatif
etkileyen çeşitli primer hastalıkların (yeni doğanların
ishalleri, göbek kordonu yangısı veya akciğer hastalıkları
yanı sıra, ağrılı öksürük, vena jugularis'in yangısı, otitis
media gibi ağrılar, ayrıca buzağıların genel durumunu
bozan diğer bazı hastalıkları) bir komplikasyonu olarak
ortaya çıkan özefagal oluk disfonksiyonudur[5,6,9].
Zira bu hastalıklar özefagal oluk kapanması için gerekli
olan refleks oluşumunu engelleyebilir. Özefagal oluğun
yetersiz kapanması nedeniyle olayların çoğunda
içecekler (fazla miktarlarda süt, ikame yem, oral
rehidratasyon sıvıları veya diyet içecekler, keten tohumu
ihtiva eden amprik ilaçlar) abomazum yerine ön midelere
ulaşır[8].
-Zorla (zorunlu) içirme: Emme refleksi zayıf olan buzağılara zorla sonda, dren veya tüp kullanılarak süt veya mama verildiğinde içeceklerin hemen hemen tamamı ön midelere ulaşır[2,6,10]. Bu nedenle oluşan hastalık tablosu “zorunlu pansentrinken” olarak ifade edilir[3,8]. Böyle buzağılara içecek şişe ile verilse bile büyük kısmı ön midelere gider. Ayrıca zorunlu içirme olaylarında her zaman larankse kaçma ihtimali nedeniyle aspirasyon pnömonisi oluşma riski gözden uzak tutulmamalıdır. Zorunlu içirmenin iki istisnası bulunmaktadır. Birincisi yeni doğan buzağı ilk yaşam saatlerinde kendiliğinden emmiyorsa ilk kolostrumun verilmesi, diğeri ise ishalli buzağılarda sıvı-elektrolit içeceklerin verilmesidir[3,10].
- Abomaso-ruminal refluks: Abomazum içeriğinin ön midelere geri dönmesidir. Normal koşullarda buzağının emdiği sütün çok az bir kısmı ön midelere reflü olur ki bu ilk rumen florasının oluşumuna olumlu katkı sağlar[15]. Burada abomasumun dolma kapasitesinin aşılması sonucu sütün ön midelere geri dönmesi söz konusudur[10]. Yaşamın ilk iki haftasında genç buzağıların her öğünde içeceği süt miktarı 2 L'den daha azdır. Şayet genç buzağılar her öğünde 2 L'den daha fazla süt alırsa içeceğin bir kısmının abomazumdan ön midelere geri akışı nedeniyle rumen içeriğinin pH değeri 1-2 saat içinde belirgin olarak düşer[2,15].
Pansentrinken’in etiyolojisine yönelik yapılan çalışmalarda öneminin yok denecek kadar az olduğu belirtilmiştir [3,6,8,9].
Patogenez
Sağlıklı buzağılarda bile özefagal oluk yeterli hızda
ve tam oluşmazsa alınan içeceklerin küçük bir kısmı
(%10'undan daha azı) retikulum-rumen sahasına
ulaşabilir[5,15]. Normalde retikulum-rumen sahasına
ulaşan sütün büyük bir kısmı birkaç saat içinde zararlı
etkisi oluşmadan aktif transport mekanizmasıyla hemen
omazum ve abomazuma sevk edilir. Ancak içecekler
(süt, diyet içecek veya besleyici solüsyonlar, ikame yem,
glikoz ihtiva eden elektrolit çözeltiler) sürekli ve yoğun
miktarlarda ön midelere geçer, uzun bire süre retikuklum
rumen sahasında kalırsa (özefagal oluğun sürekli
disfonksiyonu, tekrarlanan zorunlu içirmeler, aşırı
volümde içecek alınması) ve/veya önmidelerden
transportu gecikirse (örneğin; ruminal atoni veya
hipomotolite nedeniyle boşalmanın geciktiği olgular)[4,6,8] akut rumen asidozisinin diğer etkileri ve tahribatları
oluşabilir[10]. Özellikle laktoz ve diğer kolay sindirilebilir
karbonhidratlar ilk günden itibaren ruminal floranın
etkisiyle fermente olur[9], yani bakteriyel fermantasyona
maruz kalır. Öncelikle kolay sindirilebilir karbonhidratlar
uçucu yağ asitlerine (asetik, propiyonik ve buturik asite)
ve süt asidine dönüşür. Oluşan bu asitler nedeniyle
rumen pH'sı belirgin bir şekilde 4'e kadar düşebilir[3,4,6,8]. Bu sürekli ve tedrici asidifikasyonun neden olduğu
lokal ve sistemik düzeydeki patolojik değişiklikler aşağıda
verilmiş ve Tablo 2'de özetlenmiştir[9]:

- Oluşan asitlerin rumen mukozasını tahrişi sonucu ağır bir retikuloruminitis gelişir[7,10,16]. Ayrıca omazitis ve abomazitis oluşur[16]. Bazı buzağılarda hastalığın seyri sırasında aşırı epitel kayıplı erozyonlar, büyük yüzeyli ve/veya derin ülserler ve nekrozlar oluşabilir[6,10].
- Anormal fermentasyon şiddetli ve muhtemelen letal değişikliklere yol açmazsa 1-2 hafta içinde uçucu yağ asitlerinin (bilhassa buturik asitin rumen mukozasına proliferatif etkisi ve laktik asitin şimik uyarısıyla) etkisiyle ön mide mukozasında parakeratotik hiperkeratozis gelişir[2,6-8,16].
- Bu değişikliklere bağlı olarak (uçucu yağ asitlerin artışı ve pH'nın düşmesi etkili) ön mide motolitesi bozulur[16]. Bu da rumen timpanisine neden olabilir[2].
- Genel durum farklı derecelerde bozulduğundan önemli ölçüde emme arzusu azalır (özellikle yeni doğanların ishal olaylarında). Bu durum hastalığın tekrarlanmasına neden olur[3].
- Uzun süren olaylarda bağırsak villusları atrofisi nedeniyle gıdalar bağırsaklarda değerlendirilemediğinden (maldigesyon ve malabsorbsiyon) canlı ağırlık kaybı görülür ve buzağılar gelişemez[9,16].
- Oluşan asitlerin rezorpsiyonu sonucu metabolik asidozis oluşur. Ancak hastaların hepsinde metabolik asidozun neden gelişmediği hala kesin olarak açıklanamamıştır. Akut rumen asidozisinin metabolik asidozis yanında dehidrasyon, elektrolit kaybı, hipoglisemi ve intoksikasyonlar gibi sistemik sonuçları olabilir (yeni doğanların diyare olgularında önceden mevcut değişiklikler daha şiddetlenir)[2,6,8,10].
- Rumen asidozisi tanısı konamazsa hasta buzağılar bu indigesyonun sonucunda ölebilirler[6].
Semptomlar
Genel durum hastalığın şiddeti ve süresine bağlı
olarak farklı derecelerde bozulur. Emme refleksi
koordineli değildir, zayıflamış olabilir veya ortadan
kalkmıştır. Buna uygun olarak hastaların aldıkları içecek
miktarı değişik olur veya tamamen durur. Kıl örtüsü kaba
ve mattır. Bazı buzağılarda hastalık uzadığında bazen de
yaygın olabilen nedeni bilinmeyen diffuz veya lokal kıl
dökülmeleri görülür. Hastalık ilerledikçe buzağılar zayıflar ve cılız olurlar. Hastaların bir kısmında retikuloruminitis
nedeniyle oluşan ağrının ifadesi olarak sırt kamburlaşır
ve diş gıcırdatması görülür[3,8,10]. Karnı tekmeleme,
ayakları münavebeli değiştirme, inleme gözlenir[16].
Bazı hastalarda boş çiğneme ve hayali geviş getirme gibi
davranış bozuklukları dikkati çeker[3].
Sindirim sisteminin muayenesinde rumende gaz ve asit birikimi nedeniyle bazen hafif rumen timpanisi göze çarpar, sol açlık çukurluğu gergin ve bombeleşmiştir. Sol karın duvarında sallama oskültasyonda çalkantı sesleri ve peküsyon oskültasyonda ise metalik çınlama sesleri alınır. Genellikle fonendeskopsuz daha iyi işitilebilen çalkantı seslerinin hastalık için spesifik olmadığı, bazen tamamen fizyolojik rumen içerikli sağlıklı buzağılarda bile bu seslerin işitile bileceği, bazen de kalın çorba kıvamından su kıvama kadar rumen içerikli pansentrinkenli hastalarda (fazla kazein pıhtılı kısımlar) seslerin meydana gelmediği ifade edilmiştir[3].
Akut rumen asidozisli buzağıların dışkıları “Pansentrinker-Sendromlu” yaşlı buzağılardaki gibi balçık çamuru veya camcı macunu karakterinde değildir[3,8,10].
Bütün hastalarda semptomlar önemli ölçüde primer hastalığa bağlı olarak etkilenebilir. Örneğin ishalli hastalarda sıvı-elektrolit kaybı nedeniyle şiddetli dehidrasyon, eksikozis[10] ve/veya metabolik asidozis, ayrıca hareket etmede isteksizlik ve yatalak hal, kalpdolaşım kollapsı görülebilir ve hastalar ölebilirler[16].
Tanı
Anamnezde buzağının doğumdan beri iyi emmediği,
yeni doğan ishalli bir hastanın iştiha ve genel bulgularının
yoğun tedaviye rağmen iyileşmediği, içeceğin şişe veya
özefagus sondasıyla zorunlu içirildiğinin ifade edilmesi
böyle bir komplikasyonun olduğuna işaret eder.
Sol karın duvarının perküsyon-oskültasyonunda metalik çınlama ve sallama-oskültasyonunda çalkantı sesleri işitildiğinde daima hastalıktan şüphelenilir[5,8].
Şüpheli pansentrinken tanısı, rumen içeriği muayeneleriyle kesinleşebilir[3,5,8]. Rumen içeriği buzağılar için geliştirilmiş özel sondalarla son içecek alımından yaklaşık olarak 2 saat sonra alınır[10]. Olayların yaklaşık %90'nında rumen içeriği genellikle kendiliğinden akar[8,9]. Spontan olarak akmaz ise ventralden basınç uygulanarak sol karın duvarının kaldırılmasıyla az da olsa alınabilir. Bu da mümkün olmazsa sondanın dışarıdaki ucunun kısa süreli vakumlanmasıyla (veya sondanın katlanmasıyla) muayene için yeterli miktar alınabilir. Son çare olarak şüpheli olgularda rumen içeriği örneği vakumlu sondalar yardımıyla alınır[3].
Rumen içeriği muayeneleri: Pratik önemi nedeniyle öncelikle pH değeri ölçülür. Daha sonra renk, koku ve kıvamına bakılır, gerek görülürse rumen içeriğine karışan kazein pıhtıları veya mukoza kısımları kabaca değerlendirilir. Basit olarak indikatör şeritlerle ölçülebilen rumen içeriği pH değeri 6'nın altındadır, 4'e kadar düşebilir[3]. Rumen içeriğinin rengi içeceğin cinsi ve fermentasyonun şekline göre sütümsü beyazdan sarıya kadar değişebilir. Koku keskin asit kokusunda veya ağırlaşmıştır[10,17]. Viskozite su gibiden sulu çorba kıvamında olabilir[8]. Genellikle; pH 4.0-5.0, yüksek total asidite, sütümsü renk, sulu çorba kıvamı, aşırı laktik asit fermentasyonunu; pH 5.0-6.0, belirgin ağırlaşmış koku, kalın çorba kıvamı, toprak sarısı renk butirik asit sentezinin hakimiyetini gösterir[6]. Şayet kazein parçaları (pıhtılaşmış süt partikülleri) veya kazein kümeleri fazla içerirse viskozite artar. Retikuloruminitis mevcut ise rumen içeriğinde rumen ve retikulum mukozası bulunabilir[3].
Süt buzağılarında abomaso-ruminal refluksun tanısı rumen içeriğinde klor tayiniyle kolay olmaz. Sütte klor miktarının fazla olması, özellikle klor ihtiva eden sıvıelektrolit sıvılar ve ilave içecekler nedeniyle yanıltıcı olur[8,10].
Prognoz
Pansentrinkene neden olan primer hastalığın şiddeti
ve seyri, uygun tedaviye kadar geçen hastalık süresi,
eşlik eden hastalıklar, içme zayıflığı, gerektiğinde
uygulanan zorunlu içirme ve besi durumu gibi faktörlerin
hastalığın prognozuna önemli ölçüde etkisi vardır[3].
Kısa süreli olaylarda prognoz iyidir. Rumen içeriğinde
kazein ve mukoza kısımlarının bulunması prognozun iyi
olmadığını gösterir. Rumen mukozasında parakeratoz ve
hiperkeratoz gelişirse prognoz kötüdür[10].
Tedavi
Gerekli tedavi tedbirleri; primer hastalık, buzağının
genel durumu, rumen içeriği muayene bulguları ve
hastalığın seyrine göre düzenlenir[3,10].
1. Primer hastalığın tedavisi: Özefagal refluksun fonksiyonel olarak engellenmesi genellikle başka bir hastalığın neden olduğu genel durum bozukluğunun sonucu olduğu için detaylı klinik muayenelerle tanısı konan primer hastalığın uygun tedavisinin yapılması ön planda bulunur[3,8]. Örneğin; yeni doğan ishali buzağılarda kaybolan sıvı-elektrolit denge sağlanır ve bikarbonat ile metabolik asidoz düzeltilmeye çalışılır[8,16]. Akciğer, göbek kordonu veya kulak yangısı gibi hastalıklar uygun antibakteriyel ilaçlarla tedavi edilmelidir. Özellikle göbek kordonundaki ven, urachus ve arterin iştirak ettiği şiddetli yangılarda operasyon kaçınılmazdır. Ağrılı olgularda analjezik ve antiflojistik ilaçlar uygulanır[10]. Primer hastalığın tedavisinden sonra hastaların çoğunda rumen içeriği pH'sının spontan olarak normalleştiği gözlenir[3].
Primer hastalığın tedavisi genel durumun iyileştirilmesi ve bu sayede verilen içeceğin tekrar problemsiz alınması için gereklidir[10].
2. Rumenin lavajı (sifonajı): Tedavi edilen hastaların bir kısmında rumen içeriği pH değeri hızla normalleştiğinden her olayda rumen sifonajına gerek yoktur[3].
Şayet neden olan primer hastalık klinik muayenelerle saptanamazsa veya tanısı konulan primer hastalığın tecrübelere göre tedavisinden başarılı sonuç alınamayacaksa, ayrıca rumen içeriğinde kazein parçaları fazla bulunuyorsa rumen sifonajı yapılması uygun olur. Rumen içeriği pH değeri süt buzağıları için kabul edilen fizyolojik sahalarda (>6) bulunsa bile fazla kazein ihtiva ediyorsa rumen sifonajı uygulanır. Ancak primer emme zayıflığı olan, sonda veya dren yardımıyla mükerreren zorunlu içirilen buzağılarda sifonaj problem olur[3,8,10].
Rumen sifonajında bir irrigatör veya rumen sondasıyla yaklaşık olarak 1-2 L ılık su rumene verilir ve bunu takiben geri alınır. Bu işlem sifonaj sıvısı su görünümünde oluncaya kadar sık sık tekrarlanır. Rumen sifonajının ne kadar süre ile yapılacağına veteriner hekim karar verirse de genellikle sadece günde bir kez ve gerektiğinde bir birini takibeden 2 gün uygulanması tavsiye edilir[2,8].
Rumen yıkandıktan sonra bakteriyel fermentasyonu engellemek için 1 g klortetrasiklin intraruminal olarak verilir[2,10].
3. Geçici olarak içeceklerin uzaklaştırılması: Yapılan tedavilerle memnun edici sonuç alınamayan bazı hastalara (belirli şartlar altında) geçici olarak içecek verilmemesi rumen içeriğinin normalleşmesi ve emme arzusu açısından faydalı olur. Geçici olarak içeceklerin uzaklaştırılması ile fermente olabilen maddelerin ön midelere gelişi engellendiğinden retikulorumen mukozasının yangılanması azalır. İçeceklerin geçici olarak uzaklaştırılmasıyla hemen hemen tüm buzağılarda “açlık semptomu” artar ve emme refleksi düzene girerek iyileşme seyri olumlu etkilenir[10,18].
Geçici içecek uzaklaştırılması açısından aşağıdaki tavsiyelerde bulunulmuştur:
●Şayet bir birini takib eden 2 gün rumen sifonajı uygulanmış ve buna rağmen rumen içeriği pH'sı hala 6'nın altında bulunuyorsa geçici olarak içecek uzaklaştırılmalıdır.
●İçecek uzaklaştırılması 1-2 gün (yaklaşık 2-5 öğün) gibi kısa süreli olmalıdır. Bu dönemde buzağılar paranteral beslenmelidir (günde 2 L %20'lik glukoz ve 2 L %0.9'luk NaCl solüsyonu sürekli damla infüzyonu şeklinde)[10,18].
4. İçmeden önce emme refleksinin uyarılması: Emme refleksi zayıflığı durumunda zorunlu içirmeden vazgeçilmelidir. Özefagal oluk emme refleksinin stimülasyonu ile oluştuğu ve kuvvetlendiği için içmeden önce emme refleksinin stimulasyonu önerilir. Bu amaçla; buzağı sağlıklı ise emme refleksini stimüle etmek için parmak ile yol göstererek kendiliğinden süt içmesi sağlanmalıdır. Verilecek günlük süt miktarı yaklaşık vücut ağırlığının %10-12'si kadar olmalı ve emme refleksini stimüle etmek amacıyla 3 veya 4 öğüne bölünerek verilmelidir[2,3,10]. Ayrıca emme refleksinin uyarılmasında etkisi olması nedeniyle buzağıya şefkatli ve itinalı yaklaşılmalı, çevre stresi ortadan kaldırılmalıdır[3,8].
5. İçmesi zayıf buzağılarda destekleyici tedbirler (Destekleyici tedavi): Bilhassa kendiliğinden emme refleksi uyarılamayan primer içme zayıflığı olan buzağılarda içecek alımının iyileştirilmesi brotizolam (0.2 mg/100 kg canlı ağırlık dozunda içmeden önce İ.V.) ile sağlanabilir. Emme refleksi zayıf buzağılara E vitamini ve selenyum (50 kg canlı ağırlığa 150 İÜ E vitamini ve 3 mg Se, S.C.) preparatları enjekte edilebilir[10].
Ön mide ve abomazum hareketlerini düzenlemek ve reflektorik olarak özefagal oluk oluşumunu sağlamak amacıyla antiemetik ve gastroprokinetik etkili metoklopramid (0.1-1mg/kg, 6-8 saat arayla 2-5 gün süreyle İ.V. veya İ.M.) yapılabilir[10]. Aynı amaçla eritromisin (8.8 mg/kg, İ.M.) kullanılır. Laktobasillusların aşırı üremesini baskılamak amacıyla penisilin (20.000 I.U./kg P.O.) verilir. Ancak motolite düzenleyici olarak eritromisin yapılmış ise penisillin kullanılmamalıdır[15]. İntraruminal klortetrasiklin uygulamaları da fermentasyonu engeller[2].
Tüm tedavi önlemlerine karşın memnun edici sonuç alınamayan, henüz zayıflamamış yaşlı buzağılarda zorunlu olarak az miktarlarda kuru ot ve buzağı yemi ile geviş getirmenin geliştirilmesi artırılabilir. Kuru ot ve buzağı yemi yavaş yavaş artırılmalı ve su ad libitum verilmelidir[3,4,10].
Profilaksi
Nedenler özellikle dikkate alınmalıdır. Öncelikle ön
mide hareketlerini ve özefagal oluk oluşumunu
engelleyen stres faktörlerinin uzaklaştırılması ve yeni
doğan buzağıya sakin çevre sağlanması gerekir.
Özellikle içme zayıflığı olan buzağılarda itinalı ve dikkatli
olarak emmenin öğretilmesi ve spontan süt emmenin
teşvik edilmesi, emzirmelerde suni kaplar
kullanılmaması, suni emzirmelerde az miktarlarda sık
aralıklarla süt verilmesi, süt yerine geçen ikame yemlerin
yüksek kaliteli ve uygun sıcaklıkta olması (yaklaşık
39ºC), sonda, dren ve şişe ile zorunlu içirmeden
sakınılması ve yeni doğan buzağıların tüm hastalıklarının
(özellikle ishal ve göbek kordonu yangıları) erken ve
uygun tedavilerinin yapılması hastalığın görülme sıklığını
azaltabilir[3,6,8,10].
İşletmelerde E vitamini ve selenyumun profilaktik olarak doğum öncesi anne hayvana ve/veya buzağıya uygulanması faydalı olabilir[6].
Normal rumen fonksiyonunu kurabilmek için mümkün olduğunca daha erken sütten kesilmelidir. Buzağılar iki günde bir 1 kg buzağı başlangıç yemi verilerek sütten kesilmeye hazırlanabilir. Alınan gıda günlük 600-700 g'a ulaştığında tamamen sütten kesilebilir. Başlangıç yemi ve su taze ve temiz olmalı, daima bulunmalıdır. Rumen fermentasyonu ve ruminal pH'yı devam ettirmek için küçük miktarlarda iyi kaliteli kuru ot verilebilir[16].
II. Pansentrinker-Sendrom (Kronik Seyreden Rumen
Asidozu)
Stres nedeniyle oluşan özefagal oluk refleks
bozuklukları süt besi buzağılarında kronik seyirli rumen
asidozisine (“Pansentrinker-Syndrom”) yol açar. Hastalık
öncelikle sağlıklı, süt besisi amacıyla tutulan buzağılarda
görülür. Hastalığın bu formu süt besi periyodunun
başlangıcında ortaya çıkar, genellikle 3-4 haftalık yaşta,
ikame yemle süt besisi yapılan buzağıların bir kısmında
görülür[1,6,8,9,19].
Etiyoloji
Kendiliğinden oluşan, kronik seyreden hastalığın asıl nedeninin stresli buzağılarda özefegal oluğunun disfonksiyonunu olduğu ifade edilmektedir. Hastalığın oluşumunda kronik rumen asidozunun nedenleri olarak uzun süreli transport gibi stres faktörleri (uzak besi yerine nakil), ahır değişimi, mükerrer (devamlı) yem değişikliği ayrıca içeceğin kalitesinin yetersizliğinden şüphelenilir. Sadece bazı işletmelerde ve bazı buzağılarda sık rastlanılması gerçeği, çiftlik idaresinin büyük bir rol oynadığının kabul edilmesine esas teşkil eder[1,8].
Patogenez
Buzağılar ilk 3-4 haftalık dönemde normal gelişir.
Daha sonra ikame yemle besinin başlangıcında bazı
hayvanlarda özefagal oluk fonksiyonu durur. Çoğu
hayvanlarda birkaç gün sonra özefegal oluk refleksi
tekrar başlamasına rağmen bazı hayvanlarda
disfonksiyon kalıcı olur ve bu nedenle içecek uzun süre
kısmen veya tamamen rumene akar[6,19]. Yağ ve
proteinler dahil besinler burada bakteriyel olarak
parçalanır, kısa zincirli yağ asitlerinin (bilhassa butirik
asit, propiyonik asit ve laktik asit) konsantrasyonu artar
ve pH değeri 5'in altına düşer. Daha sonra akut asidozda
gelişen ağır yangı olmaksızın ön mide mukozasının
proliferativ değişiklikleri (Hyper-/Parakeratose) oluşur.
Barsak villus atrofisi ile laktaz ve alkalin fosfataz
aktivitesinin azalışı saptanır. Villus atrofisi ishal ve hafif
indigesyonla sonuçlanabilir[6]. Malabsorbsiyon
nedeniyle sütteki besinleri yeterli miktarlarda alamazlar[9].
Semptomlar
Hastalık kronik seyirlidir[1,20]. İlk klinik semptomlar
besi periyodunun başlangıcından yaklaşık 2-3 hafta
sonra görülür[8]. Semptomlar içmeyi reddetme
(içmeme), değişen iştiha (ekseri azalır), gelişme geriliği,
uzun ve mat kıl örtüsü ve kıl dökülmesi, ayrıca boks
duvarlarını, kendi vucudunu yalama ve hayali
gevişgetirme gibi davranış bozukluklarından ibarettir[6,8,20].
Bir süre sonra bu hayvan katabolik metabolizmaya maruz kalır, anemik ve kaşektik olur[8].
Çevre ile patolojik ilgisizlik (apathie), hatta yarı uyku hali (somnolenz) görülebilir[20]. İlerlemiş olaylarda kas zayıflığı nedeniyle hastalar yatalak olur[6,20].
Abdomenin adspeksiyonunda; sol tarafta ventrolateral genişleme, hafif nüksedici rumen timpanisi saptanır[6,20]. Sol karın bölgesinin sallamaoskültasyonunda çalkantı sesleri işitilir, sonda tatbiki kusma oluşturabilir[6].
Gaita tipik olaylarda pastöz, camcı macunu kıvamında (balçık çamuru benzeri) olur[8]. Gri-sarı renkte, asit kokusundadır. Deri ve kıl örtüsü gaita ile kirlenmiş görünür ve gaita boks duvarlarına bile yapışmış (steatorrhoe) olabilir[6].
Rumen içeriği asit kokulu, beyazımsı-gri renkte, pH'sı 6'nın altında ve fazla kazein pıhtısı ile karışık bir sıvıdan ibarettir[8]. Rumen içeriğinde ekseri kıl, lif partikülleri ve odun parçaları bulunabilir. Ancak rumen içeriğinin özelliği son öğün aralığı ve ikame yemin içeriği ile değişir. Örneğin; pH değeri ilk içmeden sonraki ilk saatlerde 5'e kadar düşer ve yaklaşık 5 saat sonra 5.5'e kadar yükselebilir[6].
Tanı ve Ayırıcı Tanı
Anemnez (içme tekniği), klinik semptomlar, rumen
içeriği muayenesi [(asit kokulu, bulanık, gri rumen
içeriği), santrifüj (yağ tabakası)], pH (<6), kan gazları
analizi (metabolik asidoz, hemokonsantrasyon) ile konur[20].
Ayırıcı tanı açısından diğer nedenlerle oluşan ishal olayları, sepsis, beyaz kas hastalığı, sentral sinir sistemi hastalıkları ve primer deri hastalıkları dikkate alınmalıdır[20].
Rumen sifonajı yapılır. Sodyum bikarbonat (rumene veya İ.V.), sodyum klörür ve glikoz infüzyonu yapılır. Nüksedici olaylarda emmeden kesilir. Diyet (önce tamamen sütsüz, daha sonra yavaş yavaş kaba yem artırılır) uygulanır. Ayrıca eşlik eden hastalıkların tedavisi yapılır[20].
Profilaksi
Stres durumlarından sakınmak, ani içecek değişimi
yapılmamalı, ilk şüpheli bulgularda rumen asidozu
açısından muayeneler yapılmalıdır[6].
References
- van Bruinessen-Kapsenberg EG, Wensing Th, Breukink HJ. Indigestionen der Mastkälber infolge fehlenden Schlundrinnenreflexes. Tierärztl Umschau 1982; 37: 515- 517.
- Bilal T. Yeni Doğanların İç Hastalıkları. İstanbul Üniversitesi Yayın No: 4657, Veteriner Fakültesi Yayın No: 25, İstanbul: İÜ Basım ve Yayınevi, 2007.
- Rademacher G, Korn N, Friedrich A. Der Pansentrinker als Patient in der Praxis. Tierärztl Umschau 2003; 58: 115-125.
- Dirksen G, Baur T. Pansenazidose beim Milchkalb infolge Zwangsfütterung. Tierärztl Umschau 1991; 46: 257-261.
- Dirr L, Dirksen G. Dysfunktion der Schlundrinne ("Pansentrinken") als Komplikation der Neugeborenendiarrhoe beim Kalb. Tierärztl Prax 1989: 17: 353-358.
- Dirksen G. Krankheiten von Haube und Pansen bei Milchkalb und Jungrind: Pansenazidose beim Milchkalb ("Pansentrinken"). In: Dirksen G, Gründer H-D, Stöber M. (Editors). Innere Medizin und Chirurgie des Rindes, 5. Aufl., Stuttgart: Parey 2006: 457-462
- Hänichen T, Bettinelli L, Dirksen G, Hermanns W. Hyperkeratose und Entzündungen der Vormagenschleimhaut von jungen Milchkälbern nach "Pansentrinken". Tierärztl Umschau 1992; 47: 623-627.
- Klee W. “Pansenazidose. Ausgewähelte Kapitel aus dem Gebiet der Inneren Medizin und Chirurgie der Rinder”. http://www.rinderskript.net/ skripten/Vorlessk.pdf-Similar/ 06.11.2012.
- Gentile A. “Ruminal acidosis in milk-fed calves”. http:// www.canadianveterinarians.net/larounds/ 25.05.2012.
- Gül Y. Ön mide hastalıkları (Indigestionlar). In: Gül Y (Editor). Geviş Getiren Hayvanların İç Hastalıkları (Sığır, Koyun-Keçi). 3. Baskı, Malatya: Medipres 2012: 43-94.
- Bölükbaşı F. Fizyoloji Ders Kitabı. Cilt I. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yayınları: 413, Ankara: A.Ü. Basımevi, 1989.
- Schemann, M. Enterisches Nervensystem und die Innervation des Magen-Darm-Traktes. In: Engelhardt, WV, Breves G. (Editors). Physiologie der Haustiere, 3 Aufl., Stuttgart: Enke Verlag 2010: 338-358.
- Comline RS, Titchen DA. Reflex contraction of the oesophageal groove in young ruminants. J Physiol 1951; 115: 210-226.
- Bueno L, Sorraing JM, Fioramonti J. Influence of dopamine on rumino-reticular motility and rumination in sheep. J Vet Pharmacol Ther 1983; 6: 93-98.
- Şentürk S. Olgu Tartışmalı Buzağıların İç Hastalıkları. Bursa: F Özsan Matbaacılık San ve Tic Ltd Şti, 2006.
- Quigley J. “Rumen acidosis and rumen drinking in milk-fed calves”. http://www.calfnotes.com/pdffiles/CN113. pdf/ 09.08.2011.
- Radostits OM, Gay CC, Hinchcliff KW, Constable PD. Veterinary Medicine, 10th Edition, Edinburgh, London, New York, Oxford, Philodelphia, Stlouis, Syndney, Toronto: Saunders Elsevier, 2008.
- Rademacher G, Seeger HJ, Gentile A. Auswirkungen eines begrenzten Traenkeentzuges auf den Heilungsverlauf von Kälbern mit Pansentrinken. Tierärztl. Umschau 2000: 55: 555-560.
- Breuking HJ, Wensing T, van Bruinessen-Kapsenberg EG, de Visser NAPC, van Weeren Keverling Buisman A. Clinical Consequences of ruminal drinking in veal calves Proceedings of XIV. World Congress of Disease of cattle, Dublin 2, 1157-1162, 1986.
- Meylan M. “Die Pansenazidosen”. http://www.dkv.unibe.ch/ unibe/vetmed/dkv/content/.../pansenazidose_ger.pdf/ 06.11.2012.
- SAĞLIKLI VE İSHALLİ NEONATAL BUZAĞILARDA KARACİĞER DOKUSU VE KAN SERUMU BETA KAROTEN VE VİTAMİN A MİKTARLARI İLE SERUM PROTEİN FRAKSİYONLARI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR: I. KAN SERUMU VE KARACİĞER DOKUSU VİTAMİN A VE b-KAROTEN DÜZEYLERİ
- SAĞLIKLI VE İSHALLİ NEONATAL BUZAĞILARDA KARACİĞER DOKUSU VE KAN SERUMU BETA KAROTEN VE VİTAMİN A MİKTARLARI İLE SERUM PROTEİN FRAKSİYONLARI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR: II. SERUM PROTEİN FRAKSİYONLARI
- 1991-2000 YILLARI ARASINDA FIRAT ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ CERRAHİ KLİNİĞİ’NE GETİRİLEN BUZAĞILARDAKİ DOĞMASAL ANOMALİ OLGULARI
- BUZAĞILARDA RASTLANILAN FARKLI SCHİSTOSOMA REFLEXUM OLGULARININ ANATOMİK OLARAK KARŞILAŞTIRILMASI
- Bir Buzağıda Rastlanan Akciğer Sekestrasyonu ve Bronkojenik Kist Olgusu