Yassı hücreli karsinom, epidermal keratinositlerden gelişen, hücrelerin değişik derecede skuamöz
diferensiyasyon gösterdiği malign bir neoplazidir. Bu olgular, kedilerde en sık rastlanılan oral ve
deri tümorlerinin başında gelmektedir. On yedi yaşlı, 2.800 g ağırlığında dişi bir kedi yutkunma,
solunum güçlüğü ve kilo kaybı şikâyetleri ile Veteriner Fakültesi Cerrahi Kliniğine sevk edildi.
Muayenede, hastanın zayıfladığı ve aşırı dehidre olduğu görüldü. Kanin, insisiv ve molar dişlerde
dökülme, üst damak mukozasında kanama, nekroz ve maddi doku kaybının geliştiği granülamatöz
üremeler gözlendi. Ağız içinde damak bölgesinde kemik doku destrüksiyonu ve üst çenede
maksillada dışa doğru bombeleşen deformatif alan tespit edildi. Biyopsi doku kesitlerinin
histopatolojisinde bol eozinofilik sitoplazmalı pleomorfik epitelyum hücrelerinden oluşan düzensiz
neoplastik üremelerin dermisin içine doğru uzandığı görüldü. Olgun keratinositlerin oluşturduğu,
konsantrik hücre üremeleri ve merkezde keratinizasyon ile karakterize az sayıda glob korne
oluşumları ile çok sayıda parakeratotik glob korne alanları tespit edildi.
Radyografide, sert damağın sol yarımını etkileyen radyolusent görüntü vardı. Kanin premolar ve
molar dişlerin neoplastik üremelere ilişkin düştükleri tespit edildi. Sol üst maksillar kemik çatının
dışa doğru bombeleştiği ve üst damakta turbinat dokunun kaybolduğu görüldü. Latero-abdominal
ve toraks radyograflerinde, akciğer ve karın organlarında tümörle ilgili metastazik bir odağa
rastlanmadı. Anamnez, klinik ve radyografik bulgular ile histopatolojik incelemeler sonucu olguya
oral invaziv yassı hücreli karsinom tanısı konuldu.
Bu çalışma klinisyenlere yönelik olarak ağız bölgesi hastalıklarına yaklaşımda malign bir tümörün
uzun bir süre gizli seyredebildiğine dikkat çekmek amacıyla sunulmuştur.
Squamous cell carcinoma, developing as an epidermal keratinocytes and indicating various degree
of squamous differentiation is a malignant neoplasm. This tumor is one of the most common oral
and skin tumors in cats. In the present study, a seventeen years old female and 2.800 g of weight
cat was referred to, Surgery Clinic of Veterinary Medicine. The cat was suffering from dysphagia,
dyspnea and emaciation. In the physical examination, the cat was found extremely dehydrated.
There were shedding for canine, incisive and molar teeth and granulomatous, hemorrhagic and
necrotic tissue proliferation in the mucosa of the upper palate. Destruction of bone tissue in the
palate and maxillar deformation zone protruding outward was determined. In the histopathological
examinations of the biopsy material, there were pleomorphic epithelial cells with excessive
eosinophilic cytoplasm containing irregular neoplastic proliferation extends into dermis. Concentric
cell reproduction and central keratinization area composed of mature keratinocytes were
determined. Small number of keratotic glob corne and large number of parakeratotic glob corne
were noticed.
On the radiographic findings, there was a radiolucent area affecting the left side of the hard palate.
Canine, premolar and molar teeth shedding were determined due to surrounding tissue destruction.
It was noticed that left upper maxillary bone was bulging outward and turbinate pattern of hard
palate was destructed. On the lateroabdominal and thoracic radiographs, there were no tumor
metastases in the lungs and abdominal organs. History, clinical, radiographic findings and
histopathological investigations revealed that the characteristic of mass was oral invasive
squamous cell carcinoma.
This report was presented to take consideration of veterinarians that malignant tumor effecting the
mouth region might have concealed for a long time.
Introduction
Yassı hücreli karsinomlar deri ve müköz membranların skuamöz epitellerinden
oluşan, hücrelerin çeşitli derecede skuamoz diferansiyasyon gösterdiği malign
tümörlerdir. Bu karsinomlar, tüm evcil hayvanlarda en sık rastlanılan oral ve deri
tümörlerindendir[1-3]. Ağız boşluğu yapılarından gelişen yassı hücreli karsinomlar, insanlarda olduğu gibi kedilerde de dil, gingiva, dudak ve
orofarinkste gelişebilmektedir. Ayrıca bu olguların
genellikle kemik invazyonuyla birlikte seyrettiği de rapor
edilmiştir[4-6]. Kedilerde oral yassı hücreli karsinomun
gelişimini etkileyen faktörlerle ilgili yeterli bir bilgi
olmamakla birlikte, iklimin sıcak olduğu bölgelerde uzun
süreli ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın yanında,
kömür katranı ve arsenik içeren karsinojenler gibi
faktörler ile papillomavirus enfeksiyonlarının kedilerde
yassı hücreli karsinom oluşumuna yol açtığı bildirilmiştir[7-9]. Özellikle güneş ışığına uzun süre maruz kalma
sonucu meydana gelen karsinomlar, yaygın olarak nasal
bölge, kulak kepçesi ve göz kapaklarında
görülmektedirler[6].
Yassı hücreli karsinomlar kedi ve köpeklerde diğer
hayvan türlerine göre daha sık şekillenmekte ve farklı
bölgelerde lokalize olmaktadır[3]. Kedilerde oral
kavitede en yaygın olarak gözlenen tümörler, yassı
hücreli karsinomlar[4,10-13] ve fibrosarkomlardır[4,10,11]. Oral yassı hücreli karsinom olguları yüksek
derecede invaziv olup, genellikle diş kaybı, ülserasyon ve
sekonder bakteriyel enfeksiyonlar görülmektedir[14].
Karsinomun kedilerde en sık görüldüğü bölge frenulum
yakınında dilin ventral kısmı olmakla birlikte, oral
mukozanın herhangi bir bölgesinde de
görülebilmektedirler[10,11,15,16].
Oral yassı hücreli karsinomlar, invaziv ve infiltratif
özelliklerinden dolayı kötü prognoza sahiptirler. Bu
nedenle bu tip olgularda, erken teşhis ve tedavi oldukça
önemlidir. Erken cerrahi müdahale bazen tedavi edici
olabilir. Ancak çoğu kediye uygulanan rezeksiyon
işlemleri ölümle sonuçlanmakta veya tümör, hızlı bir
şekilde yayıldığı için herhangi bir cerrahi müdahale
yapılamamaktadır. Kedilerde görülen oral yassı hücreli
karsinom için günümüzde hala etkili bir tedavi yöntemi
bildirilmemiştir[17,18]. Tedavi yöntemine bakılmaksızın
kedilerde oral yassı hücreli karsinom, zayıf
prognozundan dolayı nadiren yüzde 10'u aşan 1 yıllık
hayatta kalma oranına sahiptir[18].
Bu çalışma, Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Cerrahi Kliniği'ne sevk edilen bir kedideki oral invaziv
yassı hücreli karsinom olgusunu tanımlamak ve
klinisyenlere yönelik olarak, ağız bölgesi hastalıklarına
yaklaşımda malign bir tümörün son döneme kadar nasıl
gizli seyredebildiğine dikkat çekmek amacıyla yapılmıştır.
Case Presentation
Bu çalışmanın materyalini Erciyes Üniversitesi
Veteriner Fakültesi Cerrahi Kliniği'ne sevk edilen 17
yaşında, 2.800 g ağırlığında, yutkunma, solunum
güçlüğü ve kilo kaybı gibi şikâyetleri bulunan dişi bir kedi
oluşturdu.
Alınan biyopsi örneğinden hazırlanan doku kesitleri,
%10'luk nötral formalin solüsyonunda tespit edildikten
sonra rutin prosedür izlendi ve parafine gömüldü. Doku
kesitleri 5-7 mikron kalınlığında kesildi ve hematoksileneozin
ile boyanarak ışık mikroskobunda değerlendirildi. Bunun yanında, hastanın lateroabdominal ve toraks
radyografileri de alındı.
Olgunun anamnezinde, hayvanın son birkaç gündür
katı gıda alamadığı, sadece az miktarda su ve sıvı
besinler alabildiği ifade edildi. Fiziki muayenesi yapılan
kedinin zayıfladığı ve aşırı dehidre olduğu görüldü.
Kanin, insisiv ve molar dişlerde dökülme, üst damak
mukozasında kanama, nekroz ve maddi doku kaybının
geliştiği granülamatöz üremeler gözlendi. Ağız içinde,
damak bölgesinde kemik doku destrüksiyonu ve
maksillar bölgede dışa doğru bombeleşen deformatif
alan tespit edildi (Şekil 1). Bölgesel lenf yumrularında
makroskobik bir bulguya rastlanmadı.
Şekil 1: Kanin, insisiv ve molar dişlerde dökülme, üst
damak mukozasında kanama, nekroz ve maddi doku
kaybının geliştiği granülamatöz üremeler
Lezyonların geniş bir alana yayılmış olması ve
hastanın genel durumunun kemoterapiye uygun
olmaması nedeniyle hasta sahibine ötanazi önerildi.
Ancak ötanazinin kabul edilmemesinden dolayı hastaya
günlük olarak parenteral sıvı alımı uygulamasına
başlandı. İki hafta sonra ise hastanın ölümü gerçekleşti.
Radyolojik Bulgular: Hastanın radyografik
değerlendirilmesinde, sert damağın sol yarımını etkileyen
radyolusent görüntü gözlemlendi. Kanin, premolar ve
molar dişlerin neoplastik üremelere ilişkin düştükleri
tespit edildi. Sol üst maksillar kemik çatının dışa doğru
bombeleştiği ve üst damak turbinat dokunun kaybolduğu
görüldü (Şekil 2). Lateroabdominal ve toraks radyografik
incelemelerinde fark edilebilecek düzeyde metastaza
rastlanmadı.
Şekil 2: Sert damağın sol yarımını etkileyen radyolusent alan
Histopatolojik Bulgular: Diş etleri çevresi ve yanak
iç yüzünden alınan örneklerden hazırlanan kesitlerin
histopatolojik incelemelerinde, bol eozinofilik sitoplazmalı
pleomorfik epitelyum hücrelerinden oluşan düzensiz
neoplastik üremelerin dermisin içine doğru uzandığı
dikkati çekti. Olgun keratinositlerin oluşturduğu,
konsantrik hücre üremeleri ve merkezde keratinizasyonla
karakterize az sayıda glob korne oluşumları ile çok sayıda parakeratotik glob korne bulunan alanların varlığı
görüldü. Tümör hücrelerinde çekirdekler veziküler olup,
bir ya da birkaç çekirdekçik içermekteydi. Tümörün
parankimini oluşturan neoplastik hücrelerde belirgin bir
anizositozis ve anizonükleozis vardı. (Şekil 3). Mitotik
figürler belirgin olup çoğu atipik karakterdeydi.
Yassı hücreli karsinomlar özellikle kedi ve köpeklerde
sık görülmektedir. Bu karsinomların, kedilerde en sık
rastlanılan oral ve deri tümörlerinden olduğu
kaydedilmiştir[1-3]. Orofaringeal tümörlerin kedilerde genellikle dil, dişeti ve diş alveollerine lokalize olduğu
bildirilmiştir[4].
Oral tümörlerin teşhis edildiği 371 kedi üzerinde
yapılan on yıllık bir çalışmada, 20 farklı çeşit tümör tipi
belirlenmiş ve bunların içinde en sık görülen tümör tipinin
yassı hücreli karsinom (%61.2) olduğu belirtilmiş olup,
yassı hücreli karsinom olgusu gözlenen kedilerin 3-21
yaşlar arasında olduğu tespit edilmiştir[19]. Martin ve
ark.[17], 416 kedi üzerinde yapmış oldukları bir
çalışmada, oral yassı hücreli karsinom olgusu
saptadıkları kedilerin 1,5-22 yaşlar arasında olduğunu,
Bregazzi ve ark.[20] ise 7 kedi üzerinde yaptıkları bir
çalışmada bu olgunun 13-18 yaşları arasında
görüldüğünü bildirmişlerdir. Olgumuzdaki kedinin yaş
durumu dikkate alındığında, söz konusu araştırıcıların
görüşleri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan,
Stebbins ve ark.[19] çalışmalarında, oral yassı hücreli
karsinomun en sık gözlendiği alanın sublingual bölge
olduğunu saptamışlardır. Bond ve Dorfman[21] ile Vos
ve Gaag[22] yaptıkları çalışmalarda, yassı hücreli
karsinom olgusunun kedilerde en sık dilde görüldüğünü
bildirmişlerdir. Vural ve ark.[23] ise bu olguyu
submandibular bölgede saptamışlardır. Olgumuzun
materyalini oluşturan kedide ise tümöral kitleler özellikle
maksillar bölgede tespit edilmiş olup bu bölge
araştırmacıların yassı hücreli karsinomları sık olarak
gözledikleri bölgeler ile uyuşmamaktadır. Ayrıca Stebbins
ve ark.[19] çalışmalarına ait histolojik incelemede
mukozal ülserasyon, nekroz, şiddetli supuratif
inflamasyon, bol eozinofilik sitoplazmali pleomorfik epitel
hücrelerinden oluşan düzensiz kordlar, belirgin
interseluler köprüler ve glob korne oluşumlarını
gözlendiği bildirilmişlerdir. Olgumuzdaki histopatolojik
incelemede ise bol eozinofilik sitoplazmalı pleomorfik
epitelyum hücrelerinden oluşan düzensiz neoplastik
üremelerin dermisin içine doğru uzandığı ve konsantrik
hücre üremeleri gözlenmiştir. Bunun yanında merkezde,
keratinizasyonla karakterize az sayıda glob korne
oluşumları görülmüştür. Ayrıca çok sayıda parakeratotik
glob korne bulunan alanların varlığı da tespit edilmiştir.
Elde edilen bu bulgular araştırmacıların görüşleri ile
paralellik göstermektedir.
Lokal olarak invaziv olan tümörler, periodontal
yapıları yıkımlayıp dişlerin gevşemesine ve tümör
ilerlemesiyle birlikte osteoklast uyarımı sonucu dişlerin
dökülmesine neden olmaktadır. Sekonder bakteriyel
enfeksiyonlar ülserleşmeye neden olabilmekte ve bu
durum tümör oluşumunu maskeleyebilmektedir. Primer
tümör, maksillaya veya mandibulaya invaze olarak
periodontal yapıyı yıkımlayarak nazal kaviteye
yayılabilmektedir[3,14]. Radyografik olarak, mevcut
olgudaki tümör bu tanımlamalara uygun olarak dişler
dahil olmak üzere maksillayı etkilemiş ve kemik dokuyu
yıkımlamıştır.
Kedilerde yassı hücreli karsinom olguları deri ve oral
kavitenin aksine akciğer parankimi gibi farklı anatomik
alanlarda da bulunabileceği, bunun yanında nadir
olmakla birlikte bazı olgularda uzak iç organlara ve
kemiğe de metastaz yapabileceği belirtilmiştir[24]. Çalışmamızda lateroabdominal ve toraks
radyografilerinde, akciğer ve karın organlarında tümöre
ait metastazik odaklar belirlenememiştir.
Sonuç olarak, klinik ve radyografik bulgular ile
histopatolojik incelemeler sonucunda olguya oral invaziv yassı hücreli karsinom tanısı konuldu ve sunulan
çalışmanın klinisyenlere yönelik olarak ağız bölgesi
hastalıklarına yaklaşımda malign bir tümörün uzun bir
süre gizli seyredebildiğine örnek oluşturması açısından
faydalı olabileceği kanısına varıldı.
Patnaik AK. Canine and feline nasal and paranasal
neoplasm; morphology and origin. In: Reznig N, Stinson
SF. (Editors). Nasal Tumors in Animals and Man. 2th
Edition, Boca Raton: CRC Press 1983: 199-227.
Jubb KVF, Kennedy PC, Palmer N. Pathology of Domestic
Animals. 4th edition, Vol 1, London, England: Academic
Press 1991: 339-367.
Dorn CR, Priester WA. Epidemiologic analysis of oral and
pharyngeal cancer in dogs, cats, horses and cattle. J Am
Vet Med Assoc 1976; 169: 1202-1206.
Dorn CR. Epidemiology of canine and feline tumors. J Am
Anim Hosp Assoc 1976; 12: 307-314.
Bertone ER, Snyder LA, Moore AS. Environmental and
lifestyle risk factors for oral squamous cell carcinoma in
domestic cats. J Vet Intern Med 2003; 17: 557-562.
Milli ÜH, Hazıroğlu R. Veteriner Patoloji. 1. Cilt, Ankara:
Medipres, 2000.
Munday JS, Howe L, French A, Squires RA, Sugiarto H.
Detection of papillomaviral DNA sequences in a feline oral
squamous cell carcinoma. Res Vet Sci 2009; 86: 359-361.
Munday JS, Knight CG, French AF. Evaluation of feline
oral squamous cell carcinomas for p16CDKN2A protein
immunoreactivity and the presence of papillomaviral DNA.
Res Vet Sci 2011; 90: 280-283.
Andrews LK. Tumors of the Alimentary System. In:
Holzworth J. (Editor). Diseases of the Cat. Philadelphia:
WB Saunders 1987: 486-489.
Brodey RS. Alimentary tract neoplasm in the cat: A
clinocopathologic survey of 46 cases. Am J Vet Res 1966;
27: 74-80.
Moulten JE. Tumors of the Alimentary Tract. In: Moulten
JE. (Editor). Tumors in Domestic Animals. 2nd edition,
Berkeley: University of California Press 1978: 240.
Patnaik AK, Liu SK, Hurvitz AI, McClelland AJ.
Nonhematopoietic neoplasms in cats. J Natl Cancer Inst
1975; 54: 855-860.
Morris J, Dobson J. Head and Neck. In: Morris J, Dobson
J. (Editors). Small Animal Oncology. New York 2001: 94-124.
Bond E, Dorfman HD. Squamous cell carcinoma of tongue
in cats. J Am Vet Med Assoc 1969; 154: 786-789.
Dubielzig RR. Proliferative dental and gingival diseases of
dogs and cats. J Am Anim Hosp Assoc 1982; 18: 577-584.
Martin CK, Tannehill-Gregg SH, Wolfe TD, Rosol TJ. Boneinvasive
oral squamous cell carcinoma in cats: Pathology
and expression of parathyroid hormone-related protein. Vet
Pathol 2011; 48: 302-312.
Hayes AM, Adams VJ, Scase TJ. Survival of 54 cats with
oral squamous cell carcinoma in United Kingdom general
practice. J Small Anim Pract 2007; 48: 394-399.
Stebbins KE, Morse CC, Goldschmidth MH. Feline oral
neoplasia: A ten-year survey. Vet Pathol 1989; 26: 121-128.
Bregazzi VS, LaRue SM, Powers BE, et al. Response of
feline oral squamous cell carcinoma to palliative radiation
therapy. Vet Radiol Ultrasound 2001; 42: 77-79.
Bond E, Dorfman HD. Squamous cell carcinoma of the
tongue in cats. J Am Vet Med Assoc 1969; 154: 786-789.
Vos JH, Van der Gaag I. Canine and feline oral-pharyngeal
tumours. J Vet Med A 1987; 34: 420-427.
Vural SA, Keleş H, Özsoy ŞY, Özkul İA. Köpek ve
kedilerde 1977-2005 yılları arasında saptanan orofaringeal
bölge tümörleri: Retrospektif çalışma. Ankara Üniv Vet Fak
Derg 2007; 54: 197-203.
Dhaliwal RS, Kufuor-Mensah E. Metastatic squamous cell
carcinoma in a cat. J Feline Surg 2007; 9: 61-66.